Sabah saatlerinde ajanslar haberi geçti, denizde sessizlik bir anda yerini gerilime bıraktı. Körfez’de çalışan bir kuzenim var, adam WhatsApp’tan “Petrolden Umman’a doğru gemi trafiği durmuş, herkes tedirgin” diye sesli mesaj attı. O bölgede deniz taşımacılığı hayat damarı gibi, her yıl yaklaşık 20 milyon varil petrol tam da o boğazdan geçiyor.
Tarih 13 Mart 2026, dünya yeni bir petrol şokunu konuşmaya başladı. Mayın lafı oranın yerlisine bile diken diken ettirir. Zaten 1980’lerde İran-Irak Savaşı sırasında bu işin acısını çekmişti herkes. Şimdi yine aynı filmi izliyoruz gibi bir his var. O zamanlar ABD donanması, Kuveyt tankerlerini korumak için “Earnest Will” operasyonunu başlatmıştı. Şimdi ise, ilk saatlerde bile Amerikan savaş gemileri bölgede hali hazırda nöbette.
İran’ın hamlesinin zamanlaması manidar. Geçen hafta İsrail’in Suriye’deki İran konsolosluğunu vurması, ardından bu… Orta Doğu’da domino taşı dizildi mi, en yakın taşın bile devrilmesi her şeyi değiştiriyor. Bugün Tahran’dan gelen açıklamalar “Denizcilere uyarı” şeklinde, ama herkes biliyor ki asıl uyarı dünya piyasalarına.
Sosyal medyada “yine petrol fiyatı uçacak” geyikleri dönmeye başladı. Aslında abartı yok: Brent petrol varil fiyatı 92 dolardan 109 dolara sıçradı. Türkiye’de pompa fiyatı tahmini 70 kuruş birden oynadı. Bu sadece ekonomiyle de bitmiyor, enerjiyle bağlantılı her şey – ulaşım, gıda, lojistik – domino gibi etkilenir.
Bölgedeki denizcilerin korkusu çok daha gerçek. Mayın öyle bir şey ki, takan da korkuyor, temizlemeye çalışan da. 2019’da yine Hürmüz yakınlarında tankerlerin gövdesine takılmış manyetik mayınlar yüzünden günlerce kriz çıkmıştı. Şimdi ise işin boyutu daha büyük. Kıyıya yakın geçiş yapan küçük yük gemileri, balıkçı tekneleri bile tedirgin.
Gece saatlerinde ABD ve İngiltere’nin Bahreyn’deki deniz üssünden devriye gemilerinin hareket ettiğini duydum. Zaten ABD, “gerekirse mayın temizleme gemileriyle müdahale ederiz” dedi. Ama bu iş öyle iki günde falan temizlenmez. Denizin altı, hele orası, öyle labirent gibi. Hangi mayın nerede, kaç tane, kim koydu, tam bir muamma.
Siyasi olarak da rahatlatıcı hiçbir açıklama çıkmadı. İran “güvenlik” dedi, Batı “provokasyon” dedi, Arap ülkeleri ise şimdiden alternatif güzergahları konuşmaya başladı. Bu kadar çok ülkenin çıkarı bir arada olduğu yerde, ateşle oynamak hiç akıllıca gelmiyor insana.
Ders almak isteyenler için: Orta Doğu’da deniz trafiğiyle oynayan, dünyanın nabzını da oynatır. 1980’lerde yaşanan tanker savaşını unutanlara bu olay bir hatırlatma gibi. Günün sonunda faturayı ise sıradan insanlar ödüyor. Mazot alan çiftçi, markete giden anne, otobüse binen öğrenci… Deniz altına konan mayının sarsıntısı, herkesin cebine dokunuyor.
Tarih 13 Mart 2026, dünya yeni bir petrol şokunu konuşmaya başladı. Mayın lafı oranın yerlisine bile diken diken ettirir. Zaten 1980’lerde İran-Irak Savaşı sırasında bu işin acısını çekmişti herkes. Şimdi yine aynı filmi izliyoruz gibi bir his var. O zamanlar ABD donanması, Kuveyt tankerlerini korumak için “Earnest Will” operasyonunu başlatmıştı. Şimdi ise, ilk saatlerde bile Amerikan savaş gemileri bölgede hali hazırda nöbette.
İran’ın hamlesinin zamanlaması manidar. Geçen hafta İsrail’in Suriye’deki İran konsolosluğunu vurması, ardından bu… Orta Doğu’da domino taşı dizildi mi, en yakın taşın bile devrilmesi her şeyi değiştiriyor. Bugün Tahran’dan gelen açıklamalar “Denizcilere uyarı” şeklinde, ama herkes biliyor ki asıl uyarı dünya piyasalarına.
Sosyal medyada “yine petrol fiyatı uçacak” geyikleri dönmeye başladı. Aslında abartı yok: Brent petrol varil fiyatı 92 dolardan 109 dolara sıçradı. Türkiye’de pompa fiyatı tahmini 70 kuruş birden oynadı. Bu sadece ekonomiyle de bitmiyor, enerjiyle bağlantılı her şey – ulaşım, gıda, lojistik – domino gibi etkilenir.
Bölgedeki denizcilerin korkusu çok daha gerçek. Mayın öyle bir şey ki, takan da korkuyor, temizlemeye çalışan da. 2019’da yine Hürmüz yakınlarında tankerlerin gövdesine takılmış manyetik mayınlar yüzünden günlerce kriz çıkmıştı. Şimdi ise işin boyutu daha büyük. Kıyıya yakın geçiş yapan küçük yük gemileri, balıkçı tekneleri bile tedirgin.
Gece saatlerinde ABD ve İngiltere’nin Bahreyn’deki deniz üssünden devriye gemilerinin hareket ettiğini duydum. Zaten ABD, “gerekirse mayın temizleme gemileriyle müdahale ederiz” dedi. Ama bu iş öyle iki günde falan temizlenmez. Denizin altı, hele orası, öyle labirent gibi. Hangi mayın nerede, kaç tane, kim koydu, tam bir muamma.
Siyasi olarak da rahatlatıcı hiçbir açıklama çıkmadı. İran “güvenlik” dedi, Batı “provokasyon” dedi, Arap ülkeleri ise şimdiden alternatif güzergahları konuşmaya başladı. Bu kadar çok ülkenin çıkarı bir arada olduğu yerde, ateşle oynamak hiç akıllıca gelmiyor insana.
Ders almak isteyenler için: Orta Doğu’da deniz trafiğiyle oynayan, dünyanın nabzını da oynatır. 1980’lerde yaşanan tanker savaşını unutanlara bu olay bir hatırlatma gibi. Günün sonunda faturayı ise sıradan insanlar ödüyor. Mazot alan çiftçi, markete giden anne, otobüse binen öğrenci… Deniz altına konan mayının sarsıntısı, herkesin cebine dokunuyor.
00