İki ülke arasında sınır boyunca yaşanan silahlı çatışmalar, kelimenin tam anlamıyla “kimsenin kazanmadığı” bir tabloyu uzatıyor. Son üç haftada, özellikle Peşaver-Torkham hattında sivil ve asker kayıpları katlandı. Afganistan’ın doğusundan Pakistan topraklarına sızan silahlı grupların saldırılarına Pakistan ordusunun topçu atışlarıyla yanıt vermesi, kontrolsüz ölümleri artırdı. 10 Mart gecesi Nangarhar’dan açılan ateşe misilleme olarak Pakistan’ın karşılık vermesiyle, yerel kaynaklara göre 30’u aşkın sivil ve paramiliter unsur yaşamını yitirdi. Rakamlar 15 Mart sabahı itibarıyla 120’yi bulmuş durumda. Bu, ajansların geçtiğiyle sınırlı; köylerde kayıtsız ölümler bunun iki katı olabilir.
Çatışmaların nedeni diye anlatılan “militan geçişi”, aslında sınırın hangi tarafında yaşadığını bilmeyen, iki tarafta da akrabası olan insanların yıllardır süren trajedisi. Sınır kevgir gibi; Taliban’ın Pakistan’daki uzantılarıyla Peştun köylerinin sınır polisine yabancı olması, silahlı grupların bölgeyi cirit alanına çevirmesine yol açıyor. Pakistan devleti, güvenlik bahanesiyle sınır köylerini insansızlaştırıyor. Afganistan ise resmi açıklamayla “Pakistan’ın egemenliğine saygılıyız” diyor. Fakat sokak röportajlarında Kandahar’dan konuşan bir yaşlı, “Bu toprakta doğanın bile sınırı yok, insan neyin neresinde öldüğünü anlamıyor,” diyor.