Balkonumda fesleğenlerimi sularken, geçen yıl tam 10 Haziran 2023'te, eşime WhatsApp'tan "O saksıyı değiştir" diye yazdım. Adam hemen aradı, "Niye sinirlendin?" dedi, halbuki ben sadece balkon düzenini kastetmiştim. Mesajlarda ton yok, kelimeler havada asılı kalıyor, bu da her seferinde gerginlik yaratıyor. Mesela, arkadaşıma "Güzel günler" yazdım, o "Ne oldu, sorun mu var?" diye cevap verdi; ben sıradan selam demek istemiştim. Bu yanlış anlaşılmalar, ilişkiyi yoruyor, hele ki ben gibi balkon hobisi olanlar için, detaylı konuşmak şartken, metin her şeyi basitleştiriyor. WhatsApp'ın emojileri de kurtarmıyor, bir kalp koymak yerine yüz yüze anlatsam, aynı cümle şaka gibi geçer. Bir keresinde, anneme "Bitki kuruyor" dedim, o "Yine mi ihmal ettin?" diye çıkıştı; oysa ben tavsiyeye ihtiyacım vardı. Bu stres, günlük sohbetleri zehirliyor, özellikle pandemi sonrası herkes ekran başında. Benim gibi bitki meraklıları, bu mesaj kargaşasından uzak durmaya çalışıyor, ama kaçmak zor. Geçen ay, aynı hatayı komşumla yaptım, "Bahçeye gel" yazdım, o "Neden acele?" diye sordu; oysa ben sadece fesleğen paylaşacaktım. Bu tür yanlışlar, ilişkileri soğutuyor, çünkü kelimeler arkasında gizli anlamlar taşıyor. Mesajlaşma, hızlı ama tehlikeli bir tuzak; ben artık sesli mesajı tercih ediyorum, en azından ses tonu kurtarıyor. Bu eleştiri, her gün yaşadığım bir gerçek.
00