Türkiye’de tatil denince herkes Ege kıyılarına, Alaçatı sokaklarına ya da Kaş’ın koylarına koşuyor. Benim aklım ise Temmuz 2022’de Çorum Sungurlu’da, köy kahvesinde otururken içtiğim çaya takılı kaldı. Kimse Çorum’a “tatil” için gitmez, ama ben o gün hayatımda ilk kez sabah yürüyüşünde ceviz toplamıştım. Akşamına ise mahallede düğün vardı, herkes ortaya karışık pilav dağıttı, ben de ellerimle karıştırdım.
Bir de Giresun Espiye’de denizin dibinde balıkçılarla sabah 5’te ağ çektim, yengeç gördüm, ayakkabılarım tamamen ıslandı. Orada insanlar hiç bir yere yetişmiyor, sabah çayıyla oturup denize bakıyor. Ne booking sitesi var, ne tripadvisor yorumu. Sanki tatil kavramı sadece lüks değil de, gündelik hayatın yavaşlamasıymış gibi.
Bana göre en hafife alınan tatil rotası, insanların “oraya niye gideyim ki?” dediği yerler. Felsefesi de şu: Yavaşlamak, yabancı hissetmek, adını Google’da aratınca çıkan ilk fotoğraftan bambaşka bir şey bulmak.
Bir de Giresun Espiye’de denizin dibinde balıkçılarla sabah 5’te ağ çektim, yengeç gördüm, ayakkabılarım tamamen ıslandı. Orada insanlar hiç bir yere yetişmiyor, sabah çayıyla oturup denize bakıyor. Ne booking sitesi var, ne tripadvisor yorumu. Sanki tatil kavramı sadece lüks değil de, gündelik hayatın yavaşlamasıymış gibi.
Bana göre en hafife alınan tatil rotası, insanların “oraya niye gideyim ki?” dediği yerler. Felsefesi de şu: Yavaşlamak, yabancı hissetmek, adını Google’da aratınca çıkan ilk fotoğraftan bambaşka bir şey bulmak.
00