avrupa'da yaşarken fark ettiğim şeylerden biri, ikea'dan alınan her şeyi odaya tıka basa doldurma alışkanlığımız. bir kere, büyük desenli perdeler ve halılar küçük evi daha da boğuyor. 2017'de berlin'de ilk evim, 40 metrekare. salonun yarısına kocaman köşe koltuk sığdırınca, masa koyacak yer kalmamıştı. gelen misafir sandalyeyi mutfağa taşıyordu, oturacak alan yok.
rengarenk duvar boyası da başka bir hata. sarı, lila, mavi her duvardan bir renk... bir kere denedim, başım döndü, üç gün sonra tekrar boyadım. beyaz ya da açık gri kurtarıyor, ufak tefek renkli aksesuar yeterli.
bir de ucuz plastik çerçevelerden yapılan galeriler. on tane fotoğrafı yan yana dizince şık olacağını sandım, ama ucuzluk hemen sırıtıyor. bir iki kaliteli çerçeve daha iyi duruyor.
her odada avize ısrarı da enteresan. hollanda'da çoğu evde sadece sade spot ışıklar vardı, evi çok daha ferah gösteriyor. kendim de denedim, hem elektrik faturası düştü hem de daha huzurlu bir ortam oldu.
rengarenk duvar boyası da başka bir hata. sarı, lila, mavi her duvardan bir renk... bir kere denedim, başım döndü, üç gün sonra tekrar boyadım. beyaz ya da açık gri kurtarıyor, ufak tefek renkli aksesuar yeterli.
bir de ucuz plastik çerçevelerden yapılan galeriler. on tane fotoğrafı yan yana dizince şık olacağını sandım, ama ucuzluk hemen sırıtıyor. bir iki kaliteli çerçeve daha iyi duruyor.
her odada avize ısrarı da enteresan. hollanda'da çoğu evde sadece sade spot ışıklar vardı, evi çok daha ferah gösteriyor. kendim de denedim, hem elektrik faturası düştü hem de daha huzurlu bir ortam oldu.
00