Mesajlaşmada yanlış anlaşılmanın verdiği stres, yazılı kelimelerin tonunu taşıyamamasından kaynaklanıyor. Geçen hafta bir müşteriye e-posta gönderdim, "Ödeme konusunda sıkıntı var mı?" diye sordum. Basit bir iş sorusu. Adam hemen telefon açtı, "Niye böyle agresif yazıyorsunuz?" dedi. Aynı cümleyi telefonla sorsam, ses tonuyla anlar da geçer. Ama yazıda her kelime bir şüphe taşıyor.
Whatsapp'ta "Tamam" yazınca soğuk görünüyor, "Tamam, anladım" yazınca uzun gelip gereksiz görünüyor. Emoji koysan klişe, koymasan cansız. Geçen ay bir arkadaşa "Cuma akşamı buluşalım mı?" dedim, o üç saat sonra "Yok, sana uymuyor anladım" diye cevap verdi. Hiç öyle bir şey demedim. Mesajında benim yazdığım şeyi değil, kendi kafasında kurduğu senaryo vardı.
Özellikle iş ilişkilerinde bu stres katlanıyor. Slack'ta bir projeyle ilgili soru sordum, "Durmuş mu?" diye. Proje yöneticisi hemen savunmaya geçti, "Ekip çalışıyor, sadece gecikmiş" dedi. Ben merak etmiştim, suçlamıyordum. Ama yazı, söz değil. Söz canlı, mesaj cesettir. Bir daha okuyup karar verilir, her okuyuşta farklı anlam çıkabilir. Bu da insanları mesajlaşmada çok dikkatli, çok tasaklı yapıyor. Sonunda herkes kendini kısıtlı ifadelerle anlatmaya başlıyor, samimiyeti kayboluyor.