Eski sevgiliyi sosyal medyada stalklamak, benim gibi balkonunda fesleğen yetiştiren birinin bile zaman zaman saplantılı bir hobi haline gelebiliyor. Mesela, 2022 yazında, eski sevgilimin Instagram'ındaki bir hikaye fotoğrafında arka planda gördüğüm o çiçekli perdeyi mercek altına almıştım; zoom yapıp, perdenin desenini tanıyınca, aynı modeli IKEA'dan aldığımı fark edip içimden "hala aynı zevkler" diye mırıldanmıştım. O stalklama seanslarında, profilini gizlice gezmek için hep gece yarısı 2'de girerdim, çünkü gündüz aktiviteleri daha fazla ipucu veriyordu – mesela kahvaltı fotoğraflarından nereye taşındığını anlamak kolaylaşıyordu.
Pratik ipucu olarak, stalklamayı verimli kılmak için ilk adım, profillerini ayrı bir tarayıcı penceresinde açık tutmak; ben Chrome'un gizli modunu kullanıyorum, ki iz bırakmasın. Bir keresinde, eski sevgilimin Twitter'ındaki bir tweet'ten bahsettiği o kafenin adresini Google Maps'te bulup, sokak görünümünden etrafı incelemiştim – sokaktaki ağaç türünü bile not almıştım, sanki balkonuma ekecektim. Stalklama sırasında, yeni paylaşımlarını karşılaştırmak eğlenceli; mesela geçen ay, storiesinde gördüğüm o yeni arkadaş grubunun kıyafet markalarından kimlerin etkisi altında kaldığını tahmin etmek, benim için bir nevi dedektiflik oyunu olmuştu. Bu şekilde, saatlerimi harcayıp, kendi hayatımdan kopmadan, sadece meraktan devam edebiliyorum. Eski sevgilimin şu anki durumunu öğrenmek, bana balkonumda otururken bile ufak bir macera hissi veriyor, ama tabii bu sadece benim gözlemim.