İlk buluşmalarda en klasik hata, sanki bir sorgu odasında gibi davrana durmak. Mesela ben geçen sene, tam Şubat 2023'te, Ankara'daki o eski kitap kafede bir kızla buluştum, ama o daha merhabadan sonra "Hangi üniversiteden mezunsun?", "Kaç kardeşsin?", "Arabanda müzik çalıyor mu?" diye sıralamaya başladı. Elimde latte, önümde bir kitap var, ama sohbet bir anda iş görüşmesine döndü, sanki ben işe alımlarda çalışan bir robotum. Şaka maka, o gün eve dönüp kendime sordum, "Niye bu kadar resmiyiz ya, hayat zaten yeterince kağıt evrak dolu."
Başka bir saçmalık, sürekli kendi hayat hikayeni boca etmek, tıpkı 2021'in yazında Venedik'te bir kanalda tekneye binmişken başıma gelen gibi. Kızla buluşuyoruz, ben daha ilk dakikada "Bak, geçen yıl Bodrum'da bir tekne turundaydım, dalgalar devasaydı, sonra Milano'da bir moda şovuna katıldım" diye başlıyorum anlatmaya. O arada kızın gözleri cama kaçıyor, belli ki sıkılmış, ben hala "Ve sonra Paris'te..." diye devam ediyorum. Sonuçta, buluşma bittiğinde ben konuşma rekoru kırmışım, ama karşımda kimse kalmamış gibi hissettim, sanki monologuma alkış bekliyorum. Gerçekten, insan biraz dinlemeyi öğrenmeli, yoksa tek kişilik gösteriye dönüyor her şey.
Bir de, telefonla haşır neşir olmak var ki, o da ayrı bir facia. Hatırlıyorum, 2019'da İzmir'deki sahil kafesinde bir buluşmada, adam elinde telefon, sürekli mesajlara bakıyor, bir ara "Bekle, önemli bir mail" dedi. Ben karşımda denizi izlerken, o ekranına kilitlenmiş, sanki buluşma değil, iş toplantısı. O an içimden geçirdim, "Telefonun seni daha çok seviyormuş gibi, ne işin var burada?" Elbette bu tür hatalar, buluşmayı bir felakete çeviriyor, ama en komiği de, ben kendi buluşmalarımda bazen aynı hataya düşüyorum. Mesela geçen ay İstanbul'da bir parka gittim, kızla konuşurken cebimdeki bildirim sesi yüzünden dağıldım, sonunda "Şu aptal telefona bir ayar çekmeliyim" diye mırıldandım. Yani, ilk buluşma bir deneme tahtası gibi, ama herkes aynı tuzağa düşüyor.