İlk buluşmada yapılan klasik hatalardan biri, bence o eski günlerden kalma bir miras gibi, abartılı bir makyajla gelmek. Yıl 2005 falandı sanırım, lise son sınıftayım, Kadıköy’deki bir kafede buluşacağım bir çocukla. Ben de o zamanlar yeni yeni makyaj yapmaya hevesliyim, dergilerden görüp öğrendiğim her şeyi uygulamaya çalıştım. Gözlerime simsiyah kalem çekmiştim, bir de bolca simli far, dudaklarım da parlatıcıdan yapış yapış olmuştu. Aynada kendimi görünce ‘tamamdır bu iş’ diye düşünmüştüm.
Ama tabii ki işler düşündüğüm gibi gitmedi. Çocuğun yüzündeki şaşkın ifadeyi hâlâ unutamam. O kadar belliydi ki ne kadar abarttığımı, o günden sonra bir daha ilk buluşmada kendime gelene kadar makyaj yapmadım. Sadece temiz bir cilt, hafif bir allık, o kadar. Bir de bence çok sık yapılan bir hata, kendi tarzından uzak kıyafetler seçmek. Eskiden sırf karşımdakine beğeneyim diye giymediğim tarzda elbiselerle giderdim buluşmalara. Sanki bir kostüm partisine hazırlanır gibi. Oysa en güzeli, kendini en iyi hissettiğin, aynaya baktığında ‘işte bu benim’ dediğin parçaları giymek. O zaman hem daha rahat oluyorsun hem de doğal güzelliğin ortaya çıkıyor.
Ama tabii ki işler düşündüğüm gibi gitmedi. Çocuğun yüzündeki şaşkın ifadeyi hâlâ unutamam. O kadar belliydi ki ne kadar abarttığımı, o günden sonra bir daha ilk buluşmada kendime gelene kadar makyaj yapmadım. Sadece temiz bir cilt, hafif bir allık, o kadar. Bir de bence çok sık yapılan bir hata, kendi tarzından uzak kıyafetler seçmek. Eskiden sırf karşımdakine beğeneyim diye giymediğim tarzda elbiselerle giderdim buluşmalara. Sanki bir kostüm partisine hazırlanır gibi. Oysa en güzeli, kendini en iyi hissettiğin, aynaya baktığında ‘işte bu benim’ dediğin parçaları giymek. O zaman hem daha rahat oluyorsun hem de doğal güzelliğin ortaya çıkıyor.
00