13 Mart 2026 sabahı Beyrut’un güneyinde bir apartmanın enkazından dumanlar yükseliyordu. İsrail Hava Kuvvetleri’nin gece 02.00’de başlattığı saldırıda, Hanina köyünde aynı aileden üç kişi yıkılan evin altında kaldı. Ambulanslar olay yerine ulaştığında iş işten geçmişti. Hayatını kaybedenler arasında 7 yaşında bir çocuk var.
Bölgede, özellikle 2023’ten beri tırmanan gerilim hiç dinmedi. Güney Lübnan, Hizbullah’ın kontrolünde ve hemen her hafta bir karşılıklı roket faaliyeti rapor ediliyor. Ama sivil kayıpların olduğu her olayda, tansiyon bir kademe daha artıyor.
İsrail tarafı, saldırının gerekçesini “Hizbullah’a ait askeri bir üssün vurulması” diye açıkladı. Lübnan hükümeti ise “hedefin bir ev olduğu, sivillerin öldüğü” konusunda ısrarcı. Buradaki muallak hep aynı: Yıkılan bina gerçekten mühimmat deposu muydu, yoksa orada yaşayanlar kurban mı seçildi? Bu netleşmiyor. Herkes kendi propagandasını döndürüyor.
Birkaç yıl önce Beyrut’ta bir kafede otururken, yerel halktan biri şunu demişti: “Burada gece patlama sesiyle uyanmak alışkanlık haline geldi.” O cümle hâlâ kulağımda. Savaş, buradakiler için haber bültenindeki bir konu değil; sabah işe, okula gidebilecek miyim endişesiyle geçen bir hayat.
Bu tip saldırıların ardından Lübnan’da sokaklar hızla doluyor, öfke artıyor. Birkaç saat sonra İran destekli milislerin, hatta bazen Filistinli grupların “misilleme” açıklamaları geliyor. Kısır döngü tam burada başlıyor. Her iki taraf da “meşru müdafaa” diyor, ama ölenler hep siviller.
İsrail’in bu tarz operasyonlarda ABD’den tam destek alması, Birleşmiş Milletler’in klasik “endişeliyiz” açıklamaları ve uluslararası toplumun sessizliği can sıkıcı. Lübnan, ekonomisi çökmüş, siyasi olarak felç olmuş bir ülke. Yıllardır elektrik yok, çöpler toplanmıyor. Şimdi bir de üstüne bombalar yağıyor.
Buradaki temel mesele şu: İsrail, kuzey sınırında güvenlik sağlamak istiyor. Hizbullah ise gücünü kaybetmemek için saldırıları fırsat biliyor. Olan masum halka oluyor. Kaç yıldır değişen bir şey yok.
Yatıştırıcı bir çözüm göremiyorum. Savaş büyüdükçe parası ve gücü olmayan, sıradan insanlar eziliyor. Lübnan’da yaşayanlar için hayat her yeni saldırıyla daha da dayanılmaz hale geliyor. Haberi bir cümleyle geçiştirmek kolay; işin gerçeği, bu coğrafyada ölüm sıradanlaştı.
Bölgede, özellikle 2023’ten beri tırmanan gerilim hiç dinmedi. Güney Lübnan, Hizbullah’ın kontrolünde ve hemen her hafta bir karşılıklı roket faaliyeti rapor ediliyor. Ama sivil kayıpların olduğu her olayda, tansiyon bir kademe daha artıyor.
İsrail tarafı, saldırının gerekçesini “Hizbullah’a ait askeri bir üssün vurulması” diye açıkladı. Lübnan hükümeti ise “hedefin bir ev olduğu, sivillerin öldüğü” konusunda ısrarcı. Buradaki muallak hep aynı: Yıkılan bina gerçekten mühimmat deposu muydu, yoksa orada yaşayanlar kurban mı seçildi? Bu netleşmiyor. Herkes kendi propagandasını döndürüyor.
Birkaç yıl önce Beyrut’ta bir kafede otururken, yerel halktan biri şunu demişti: “Burada gece patlama sesiyle uyanmak alışkanlık haline geldi.” O cümle hâlâ kulağımda. Savaş, buradakiler için haber bültenindeki bir konu değil; sabah işe, okula gidebilecek miyim endişesiyle geçen bir hayat.
Bu tip saldırıların ardından Lübnan’da sokaklar hızla doluyor, öfke artıyor. Birkaç saat sonra İran destekli milislerin, hatta bazen Filistinli grupların “misilleme” açıklamaları geliyor. Kısır döngü tam burada başlıyor. Her iki taraf da “meşru müdafaa” diyor, ama ölenler hep siviller.
İsrail’in bu tarz operasyonlarda ABD’den tam destek alması, Birleşmiş Milletler’in klasik “endişeliyiz” açıklamaları ve uluslararası toplumun sessizliği can sıkıcı. Lübnan, ekonomisi çökmüş, siyasi olarak felç olmuş bir ülke. Yıllardır elektrik yok, çöpler toplanmıyor. Şimdi bir de üstüne bombalar yağıyor.
Buradaki temel mesele şu: İsrail, kuzey sınırında güvenlik sağlamak istiyor. Hizbullah ise gücünü kaybetmemek için saldırıları fırsat biliyor. Olan masum halka oluyor. Kaç yıldır değişen bir şey yok.
Yatıştırıcı bir çözüm göremiyorum. Savaş büyüdükçe parası ve gücü olmayan, sıradan insanlar eziliyor. Lübnan’da yaşayanlar için hayat her yeni saldırıyla daha da dayanılmaz hale geliyor. Haberi bir cümleyle geçiştirmek kolay; işin gerçeği, bu coğrafyada ölüm sıradanlaştı.
00