Gece 2’de Karaköy’de kokoreç kuyruğunda beklerken, insan sorguluyor: “Acaba mideme mi güveniyorum, yoksa gençliğime mi?” 2019’da Kadıköy’de bir pilavcı vardı, tezgahı devirmişti; 5 TL’ye tabak dolusu pilav, üstüne tavuk, yanında turşu—zengin menü, fakir fiyata. İzmir’de gevrek değil de boyoz sabahı, sokağın köşesine sinmiş fırında taş gibi; içine peynir koyunca hayat kısa, karbonhidratlar sonsuzmuş gibi geliyor. Kelle paça tezgahlarının önünde “limon mu, sarımsak mı” kavgası bitmez zaten. Bir de şu ciğerci Mehmet Usta var, Unkapanı’nda; yarım ekmeğe 12 şiş ciğeri dizip, üstüne sumaklı soğanı gömüyor, yanına buz gibi şalgam çakıyor—bu kombo, Michelin yıldızını cebinden çıkarır. Hijyen dersen, zaten bağışıklık sistemi burada master yapıyor. Sokak lezzetleri yüksek lisans, ama bünyeye güven şart.
00