Menemen deyince çocukluğumun yaz sabahları geliyor aklıma. İzmir’de anneannemin mutfağında, 1987 yazı. Domatesler Ege güneşinde iyice kızarmış, elle toplanmış, kendine özgü kokusu var. Soğan meselesi tartışılmazdı bizde, anneannem “soğanlı menemen menemen değildir, başka bir şey o” derdi. Tencerede zeytinyağını kızdırır, doğranmış domatesi atardı içine, kabuklarıyla. O domates suyunu salıp iyice çekmeden yumurta kırılmazdı. Yumurta için de ayrı bir tören: Sarısı patlatılmaz, karıştırılmaz, üstü biraz saydam kalacak. Karabiber bol, tuz tam kararında. İçine bazen biber de koyardı, ama salça yok, sucuk yok, peynir katiyen yok. O ekmek banma kısmı ise başka ritüeldi. Ekmek iyice taze, fırından yeni çıkmış olacak. Almanya’da şimdi o domatesin yerini market domatesi aldı, ne yaparsan yap aynı tadı bulamıyorsun. Soğansız, salçasız, sade menemenin yeri ayrı, kaç yıl geçerse geçsin.
00