Kapadokya’ya ilk kez 2022 Ekim’de gittim. Nevşehir otogarında indiğim an havada bir toz kokusu yapıştı üzerime. Göreme’de bir pansiyonda kaldım, gece tuvalet sırası beklerken oda arkadaşım Rus bir çiftin tartışmasını dinledim. Balon turu diyorsun, fiyatı görünce cesaretim yataktan kalkmaya yetmedi, 150 euro istediler. O parayla üç gün yedim, içtim, çömlek aldım.
Peri bacalarını ilk gördüğümde Google’daki görsellerden daha renksizdi, ama biçimleri tam olarak aynıydı. Bir de yürüyüş parkurlarında tabelalar eksik, bir ara kaybolup Ürgüp’e kadar yürüdüm, cebimde sadece bir 5 lira var. O 5 lirayla küçük bir soda aldım, bakkalın biri benden para almadı, “yolcusun belli” dedi.
En çok sabah erken saatlerde balonların topluca kalkışını izlemeyi sevdim. Uzakta bir köyde sabah ezanı okunduğu an, gökyüzünde otuz kırk balon birden süzülüyordu. Selfie çekmeye çalışanlardan uzak durmak şart, yoksa balonun önünde yer bulamazsın. Hava karardığında ortalıkta kimse kalmıyor, sokaklarda sadece köpekler ve uzak bir yerlerden gelen nar suyu kokusu.