Ebeveynlikte en sık gördüğüm hata, çocuğun bir birey olarak değil de, ailenin “projesi” gibi görülmesi. Bunu bizzat 2017’de, kuzenimin doğum günü pastasında yaşadım. Çocuk 9 yaşında, kendi pastasını seçmek istiyor. Annesi ise “Sen çilekli sevmezsin, çikolatalı daha iyi” diyerek pastayı değiştirdi. O an fark ettim, bizim ailede çocukların istekleri genellikle “aile imajı” için süzgeçten geçiyor. Ben de 10 yaşında, saçımı kısa kestirmek istemiştim. Annem “Kısa saçlı kız mı olur?” dedi. O an itibariyle kendi kararının arkasında duramayan bir tipe dönüştüm.
Bir de alışkanlık olarak çocuğun duygularını küçümsemek var. Lise yıllarımda, 2011’de, sınavdan düşük aldığımda eve gelip “Bugün kötü geçti” dediğimde, annem “Aman canım, bizim senin yaşında neler yaşadığımızı bir bilsen” deyip konuyu kapatırdı. Benim için dünyanın sonu olan şey, onlar için komik bir detaydı. Şimdi bakınca, küçüklüğümü ve kendime dair hislerimi ciddiye almayı başka yerlerden öğrenmek zorunda kaldım.
Bir de sürekli “Sen anlamazsın, ileride görürsün” kalıbı var. Yazılım ekibinde çalışırken, stajyer çocukların fikrini önemsemeyen yönetici tipiyle aynı kafa. Sanki yaş büyüyünce otomatikman her şeyi çözeceğiz. Ebeveynlikte en felsefi hata bence bu: çocuğu zamana bırakmak, ama o zamanı onun adına yönetmek. Halbuki bazı şeyler yaşanarak öğreniliyor, uzaktan kumanda ile değil.