İlk 30 gün koşuya başladığımda dizlerimle pazarlık yaptım resmen. Kadıköy sahilde, 2022’nin kasımında, 3. dakikada pes edip sıcak simit kokusuna teslim olmuştum. Herkes Nike koşu taytında Usain Bolt havasında, ben eşofmanın paçası çamura bulanmış şekilde geriden seyrederken “Bu iş bana göre mi?” diye sorguladım. İlk haftalarda tempomu tutturamadım, nefesim köprüde bırakıp geri döndü. Beşinci koşuda Spotify listesine “Koşmak İstemeyenler İçin Motivasyon” ekledim, yine de üçüncü şarkıda yokuş başında tökezledim. İlk başarı hissi ise 2 km’yi bırakmadan tamamladığım o 17. gündü. O gün eve dönerken marketten iki tane soda aldım, biri de koştuğum için ödül. Şu var, dizlerin acıyorsa buz, terli tişörtle oturma, zamana yay koşuyu, ilk ay çıtayı düşük tutmakta fayda var diyorlar ya, boş laf değilmiş.