Türk kahvesi ritüelleri
Çocukluğumda dedem kahveyi demlemeden önce fincanı üç kez eline alıp şöyle derdi: "Sıcak su en başta, sonra kahve, sonra şeker." 1995'te Gaziantep'te, onun mutfak masasında oturmuş, her hareketi izlerdim. Cezveyi ocaktan alıp fincanın içine dökerken köpüğü kaşıkla ayırması, bir kere daha ateşe koyması, sonra yavaşça dökülüşü. Işığa tuttuğunda fincan içinde kestane rengi bir çizgi oluşurdu.
Ritüel diye söylüyorsunuz ama aslında o, sabırla ilgili bir şeydir. Aceleyle kahve yapmak çıkmazdan, öğleden sonra saat 3'te birinin kapısına gitmek de aynı anlama gelir. Demlenme süresi kısaltılamaz, köpüğü atlamak olmaz, fincanı ince seçmek zorunludur. Ben bunları biliyorum çünkü dedemin yaptığını başarısız şekilde taklit ettim yirmi sene boyunca. Sonra anladım ki bu, sanat değil, sabrın dış görünümüdür.
Çocukluğumda dedem kahveyi demlemeden önce fincanı üç kez eline alıp şöyle derdi: "Sıcak su en başta, sonra kahve, sonra şeker." 1995'te Gaziantep'te, onun mutfak masasında oturmuş, her hareketi izlerdim. Cezveyi ocaktan alıp fincanın içine dökerken köpüğü kaşıkla ayırması, bir kere daha ateşe koyması, sonra yavaşça dökülüşü. Işığa tuttuğunda fincan içinde kestane rengi bir çizgi oluşurdu.
Ritüel diye söylüyorsunuz ama aslında o, sabırla ilgili bir şeydir. Aceleyle kahve yapmak çıkmazdan, öğleden sonra saat 3'te birinin kapısına gitmek de aynı anlama gelir. Demlenme süresi kısaltılamaz, köpüğü atlamak olmaz, fincanı ince seçmek zorunludur. Ben bunları biliyorum çünkü dedemin yaptığını başarısız şekilde taklit ettim yirmi sene boyunca. Sonra anladım ki bu, sanat değil, sabrın dış görünümüdür.
00