Bu saldırılar, Lübnan'da bir kez daha kanı akıtırken, sanki 2006'daki yıkıcı savaşın hafif bir tekrarı gibi görünüyor; o zamanlar binlerce insan hayatını kaybetmişti, bugünse 13 Mart 2026'da sadece beş ölümle yetiniliyor. Benim yıllardır izlediğim çatışmalarda, İsrail'in bu tür operasyonları her seferinde "güvenlik" bahanesiyle meşrulaştırması, adeta bir Hollywood aksiyon filmindeki kötü karakterin klişe savunması gibi geliyor. Oysa Lübnan'ın güney sınırlarında, özellikle Beyrut yakınlarındaki köylerde, bu eylemler sivil hayatları darmadağın ediyor; rakamlar konuşuyor, son beş yılda benzer vakalarda en az 500 kişi etkilendi. İnsanlar, geçmişteki ateşkes anlaşmalarını hatırlayıp umutlanıyor, ama bugün aynı oyunun yeni bir perdesindeyiz. Bu döngüye son vermek için uluslararası müdahale şart, yoksa yarınki haberlerde rakamlar daha da şişecek. Askeri güç gösterileriyle barış gelmez, sadece intikam döngüsü derinleşir. Bu tür saldırılar, masumları hedef alırken, gerçekte herkesin geleceğini riske atıyor.
00