Geçen yıl Kadıköy’de bir kahvede, yaşlı bir amca kahveyi içmeden önce üç kez fincanı kendi etrafında döndürdü, sonra gözlerini kapattı ve derin bir nefes aldı; sanki meditasyon yapıyor. Aynı masada oturan üniversiteli çocuk ise kahvesini soğumasın diye iki dakikada bitirdi, falına bile bakmadı. Geleneksel ritüelde vakit yavaşlıyor, yeni nesilde ise kahve hızla tüketilen bir aksesuar gibi. İkisinde de kahve merkezde, ama birinde zaman, diğerinde pratiklik ön planda.
00