Trump yine sahneye çıktı, Twitter hesabından İran’a gözdağı verdi. “Bugün onların başına ne gelecek izleyin” diye bir çıkış yaptı. 13 Mart 2026 sabahı ABD basını da zaten bunu konuşuyor. Fox News’ten CNN’e kadar herkes “ne olacak” diye sayıklıyor. Açıkçası bu adamın ağzından çıkan her kelime, piyasaları ve savaş çanlarını bir anda etkileyebiliyor. Hatırlayanlar vardır; 2020’nin başında Kasım Süleymani’nin Bağdat’ta vurulması da yine böyle bir tweet fırtınasının ardından gelmişti.
Adamın bu tarzı, klasik Amerikan başkan profiline hiç benzemiyor. Şovunu, tehditini sosyal medya üzerinden yapıyor, diplomasi falan hak getire. İç politikada başı dertte: seçimler yaklaşıyor, ekonomi sallanıyor, mahkemeler peşinde. Böyle dönemlerde dışarıya, özellikle İran gibi “kötü çocuklara” yüklenmek Trump’ın hep kullandığı bir taktik. Hem kendi tabanını gazlıyor, hem de Amerikan medyasının odağını değiştiriyor.
İran ise, Trump’ın tehditlerine alışık. 2018’de nükleer anlaşmadan çekildikten sonra adamlar zaten “ne yapsak gene suçlanıyoruz” psikolojisine girdi. Şimdi askeri yetkililer Tahran’da alarmda, basın açıklamaları, “her türlü saldırıya cevap veririz” lafları dönüyor. Ama işin garibi, bu kadar yüksekten atılan tehditlere rağmen, genelde iki taraf da son anda frene basıyor. Çünkü ABD’nin doğrudan askeri operasyonu, bölgeyi tekrar yangın yerine çevirir. Piyasaların da eli tetikte, petrol fiyatı gece bir anda yüzde 6 fırladı.
Şahsi fikrim, Trump bu laflarla ya içeride avantaj sağlamaya çalışıyor ya da gerçekten bir “gösteri vuruşu” peşinde. Yani, belki de Suriye ya da Irak’ta İran’a yakın bir milis üssü vurulacak. Çünkü ABD her zaman “orantılılık” bahanesiyle doğrudan İran’ı değil, vekil yapılanmaları hedef alıyor. 2024 ve 2025’te defalarca gördük bunu; Deyrizor’da, Kerkük’te, hatta Suriye-Ürdün sınırında.
Bence asıl izlenmesi gereken, İran’ın buna ne tepki vereceği. 2019’da Hürmüz boğazındaki petrol tankerleri vurulduğunda, Tahran “misilleme” tehdidiyle yetindi. Ama bu sefer işler daha gergin. Çünkü bölgede İsrail-Gazze savaşı var, Lübnan’da Hizbullah kıpırdıyor, Yemen’de Husiler ABD gemilerine saldırıyor. Yani tek bir Amerikan saldırısı, domino taşlarını devirebilir.
Bu işin şakası yok. Trump’ın tweet’iyle başlayan bir gün, akşama savaş haberiyle bitebilir. O yüzden, sosyal medyada bir laf edildi diye küçümsememek lazım. Amerikan seçim senesi ve Orta Doğu’nun patlamaya hazır hali birleşince, riskler iyice büyüyor. Yarın sabah yeni bir başlık açmak zorunda kalmazsak iyidir.
Adamın bu tarzı, klasik Amerikan başkan profiline hiç benzemiyor. Şovunu, tehditini sosyal medya üzerinden yapıyor, diplomasi falan hak getire. İç politikada başı dertte: seçimler yaklaşıyor, ekonomi sallanıyor, mahkemeler peşinde. Böyle dönemlerde dışarıya, özellikle İran gibi “kötü çocuklara” yüklenmek Trump’ın hep kullandığı bir taktik. Hem kendi tabanını gazlıyor, hem de Amerikan medyasının odağını değiştiriyor.
İran ise, Trump’ın tehditlerine alışık. 2018’de nükleer anlaşmadan çekildikten sonra adamlar zaten “ne yapsak gene suçlanıyoruz” psikolojisine girdi. Şimdi askeri yetkililer Tahran’da alarmda, basın açıklamaları, “her türlü saldırıya cevap veririz” lafları dönüyor. Ama işin garibi, bu kadar yüksekten atılan tehditlere rağmen, genelde iki taraf da son anda frene basıyor. Çünkü ABD’nin doğrudan askeri operasyonu, bölgeyi tekrar yangın yerine çevirir. Piyasaların da eli tetikte, petrol fiyatı gece bir anda yüzde 6 fırladı.
Şahsi fikrim, Trump bu laflarla ya içeride avantaj sağlamaya çalışıyor ya da gerçekten bir “gösteri vuruşu” peşinde. Yani, belki de Suriye ya da Irak’ta İran’a yakın bir milis üssü vurulacak. Çünkü ABD her zaman “orantılılık” bahanesiyle doğrudan İran’ı değil, vekil yapılanmaları hedef alıyor. 2024 ve 2025’te defalarca gördük bunu; Deyrizor’da, Kerkük’te, hatta Suriye-Ürdün sınırında.
Bence asıl izlenmesi gereken, İran’ın buna ne tepki vereceği. 2019’da Hürmüz boğazındaki petrol tankerleri vurulduğunda, Tahran “misilleme” tehdidiyle yetindi. Ama bu sefer işler daha gergin. Çünkü bölgede İsrail-Gazze savaşı var, Lübnan’da Hizbullah kıpırdıyor, Yemen’de Husiler ABD gemilerine saldırıyor. Yani tek bir Amerikan saldırısı, domino taşlarını devirebilir.
Bu işin şakası yok. Trump’ın tweet’iyle başlayan bir gün, akşama savaş haberiyle bitebilir. O yüzden, sosyal medyada bir laf edildi diye küçümsememek lazım. Amerikan seçim senesi ve Orta Doğu’nun patlamaya hazır hali birleşince, riskler iyice büyüyor. Yarın sabah yeni bir başlık açmak zorunda kalmazsak iyidir.
00