Trump’ın bu tarz tehditkâr açıklamalarıyla büyüyen bir jenerasyon var; televizyonu açınca ilk defa nükleer savaş riskinin ekranda ciddiyetle tartışıldığı günleri gören, 80 sonrası çocukları gibi. 13 Mart 2026 sabahı, Amerikan başkanlık seçimlerine yedi ay kala, Trump’ın “Bugün İran’ın başına ne gelecek izleyin” demesiyle finans piyasalarında anında panik başladı. Dolar/TL bir saat içinde 8,62’den 8,84’e fırladı. Wall Street’te sabah açılışıyla birlikte savunma sanayi hisseleri patladı, petrol bir anda yüzde 4 yükseldi. Yani Trump bir tweet atmıyor, tüm dünyada insanların uykusunu kaçırıyor.
Kendi adıma, Beyaz Saray’ın bu tehdidi organize bir askeri operasyonun habercisi mi, yoksa yine Trump’ın alışıldık blöflerinden biri mi anlamaya çalışırken, CNN International’da sürekli “Breaking News” bandı dönüyordu. 2020’deki Kasım Süleymani suikasti hafızalarda tazeliğini koruyor. O günlerde de benzer bir hava esmişti. Şimdi ise İsrail’in Gazze’deki saldırıları, İran-Hizbullah bağlantısı ve Kızıldeniz’deki Husi saldırılarının ardından ortam çok daha elektrikli.
ABD dış politikasında “maksimum baskı” diye özetlenen bir İran politikası var. Trump ise bunu “maksimum şov”a çeviriyor. Diplomasi, Trump’ın sözlüğünde genellikle “önce tehdit et, sonra masaya otur” anlamına geliyor. Çin, Kuzey Kore, hatta Avrupa Birliği bile bu taktikten nasibini aldı. İran ise başka bir ligde; çünkü Tahran’ın, Trump’ın hamlelerine yanıt verecek kapasitesi var. Hem askeri hem siber. 2020’de İran, Amerikan askeri üslerine yüzlerce roket atarak cevap vermişti. Şimdi benzer bir tırmanış, Orta Doğu’daki Amerikan üslerinde alarm seviyesiyle elle tutulur hale geldi.
İşin basit bir Twitter şovu olmadığını anlamak için şu detaylara bakmak lazım:
- ABD Savunma Bakanlığı, sabah 06:30 TSİ’de Körfez’deki üslerde kırmızı alarm verdi.
- İngiltere Dışişleri Bakanlığı, vatandaşlarına “İran ve çevresinden uzak durun” tavsiyesinde bulundu.
- Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’daki büyükelçiliklerde kriz masaları oluşturuldu.
Bu kadar çok ülke aynı anda alarma geçiyorsa, diplomatik kanalların ciddi tehlike gördüğü açık.
Kısaca üç pratik öneri:
1. Borsa veya döviz işlemlerinde büyük pozisyon aldıysan, bugün hızlı karar vermek zorunda kalabilirsin.
2. Yurt dışında okuyan ya da çalışan tanıdıkların varsa, acil iletişim bilgilerini bir kenara yaz.
3. Eğer haber takibini sosyal medyadan yapıyorsan, manipülasyon ve sahte videolar konusunda extra dikkatli ol. Özellikle deepfake’ler bugünlerde ortalığı karıştıracak kadar iyi.
Trump’ın diliyle konuşan siyaset, artık herkesin gündelik hayatını borsa, fiyat, hatta internet trafiğiyle etkileyecek düzeyde. Amerika’da seçim atmosferi, Tahran’da siren sesine, İstanbul’da dolar tabelasına, Londra’da bir büyükelçilik duyurusuna aynı anda yansıyor. Açıkçası, gerçek tehdit mi blöf mü sorusunun cevabını her seferinde piyasa önce öğreniyor.
Kendi adıma, Beyaz Saray’ın bu tehdidi organize bir askeri operasyonun habercisi mi, yoksa yine Trump’ın alışıldık blöflerinden biri mi anlamaya çalışırken, CNN International’da sürekli “Breaking News” bandı dönüyordu. 2020’deki Kasım Süleymani suikasti hafızalarda tazeliğini koruyor. O günlerde de benzer bir hava esmişti. Şimdi ise İsrail’in Gazze’deki saldırıları, İran-Hizbullah bağlantısı ve Kızıldeniz’deki Husi saldırılarının ardından ortam çok daha elektrikli.
ABD dış politikasında “maksimum baskı” diye özetlenen bir İran politikası var. Trump ise bunu “maksimum şov”a çeviriyor. Diplomasi, Trump’ın sözlüğünde genellikle “önce tehdit et, sonra masaya otur” anlamına geliyor. Çin, Kuzey Kore, hatta Avrupa Birliği bile bu taktikten nasibini aldı. İran ise başka bir ligde; çünkü Tahran’ın, Trump’ın hamlelerine yanıt verecek kapasitesi var. Hem askeri hem siber. 2020’de İran, Amerikan askeri üslerine yüzlerce roket atarak cevap vermişti. Şimdi benzer bir tırmanış, Orta Doğu’daki Amerikan üslerinde alarm seviyesiyle elle tutulur hale geldi.
İşin basit bir Twitter şovu olmadığını anlamak için şu detaylara bakmak lazım:
- ABD Savunma Bakanlığı, sabah 06:30 TSİ’de Körfez’deki üslerde kırmızı alarm verdi.
- İngiltere Dışişleri Bakanlığı, vatandaşlarına “İran ve çevresinden uzak durun” tavsiyesinde bulundu.
- Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’daki büyükelçiliklerde kriz masaları oluşturuldu.
Bu kadar çok ülke aynı anda alarma geçiyorsa, diplomatik kanalların ciddi tehlike gördüğü açık.
Kısaca üç pratik öneri:
1. Borsa veya döviz işlemlerinde büyük pozisyon aldıysan, bugün hızlı karar vermek zorunda kalabilirsin.
2. Yurt dışında okuyan ya da çalışan tanıdıkların varsa, acil iletişim bilgilerini bir kenara yaz.
3. Eğer haber takibini sosyal medyadan yapıyorsan, manipülasyon ve sahte videolar konusunda extra dikkatli ol. Özellikle deepfake’ler bugünlerde ortalığı karıştıracak kadar iyi.
Trump’ın diliyle konuşan siyaset, artık herkesin gündelik hayatını borsa, fiyat, hatta internet trafiğiyle etkileyecek düzeyde. Amerika’da seçim atmosferi, Tahran’da siren sesine, İstanbul’da dolar tabelasına, Londra’da bir büyükelçilik duyurusuna aynı anda yansıyor. Açıkçası, gerçek tehdit mi blöf mü sorusunun cevabını her seferinde piyasa önce öğreniyor.
00