Aşk-ı Memnu’daki Bihter rolüyle ortalığı kasıp kavurduğu dönemi unutmak mümkün değil. 2008’de ekran başında annesiyle kavga eden, aşkından mahvolan, sabahlara kadar ağlayan bir karakter izledik. O yıllar tam olarak Türk dizilerinin altın çağıydı ve herkes, ama gerçekten herkes, pazartesi akşamı evine koşup “Bihter Ziyagil bugün ne yapacak?” diye merak ediyordu. Sosyal medya daha yeni yeni hayatımıza girmiş; Twitter’da Beren Saat capsleri paylaşmak yeni bir eğlenceydi. Benim lise yıllarım mesela, her pazartesi arkadaşlarla ertesi gün okulda hangi sahneyi konuşacağımızı planlamakla geçiyordu.
2010’larda Beren Saat’in yıldızı iyice parladı. Fatmagül’ün Suçu Ne? ile yine büyük bir toplumsal etki yarattı. Ünlü “Suçum Ne?” sahnesi hâlâ unutulmadı. Oradaki kırılgan ama güçlü kadın figürü, ekranlarda çok alışık olmadığımız bir şeydi. O diziyle birlikte, dizilerde kadının konumuna bakış açısı da değişti. Sıradan aşk hikâyelerinin ötesinde, gerçek bir toplumsal sorun konuşulmaya başlandı. Kimse o dönem dizileri Twitter’da canlı canlı tartışmıyordu çünkü Instagram bile yeni yeni popülerleşiyordu. Şimdi ise her fragman, her yeni bölümle birlikte sosyal medya yıkılıyor.
2020’den sonra ise, dijital platformlara geçişle birlikte farklı bir Beren Saat izlemeye başladık. Netflix’in orijinal Türk yapımı “Atiye”de oynadığı karakter, eski dizilerdeki “aşk acısı çeken güzel kadın” kalıbının çok ötesine geçti. Artık kendini tekrar eden bir oyuncu değil, risk alan, farklı rolleri deneyen bir sanatçı var karşımızda. Gerçi yeni nesil için belki hâlâ “Bihter” ya da “Fatmagül” ama şimdiki işlerinde çok daha cesur, konfor alanının dışında.
Bugün baktığımda, Beren Saat’in kariyeri Türkiye’deki televizyon sektörünün 2000’lerden bugüne geçirdiği dönüşümün aynası gibi. Eskiden herkesin başında oturduğu tek bir televizyon vardı, şimdi herkesin elinde bir ekran. O eski akşamlar, ailecek başına toplandığımız diziler değişti; ama bu kız hâlâ çıkıp hepimizi ekrana kilitleyebiliyor. Bir de şunu söylemek lazım: Oynadığı projelerde sadece başrol olmakla yetinmeyip, toplumsal meseleleri de gündeme taşıması takdire şayan.
Artık yeni projelerinde ne yapacak diye heyecanla beklemiyorum desem yalan olur. Sektör değişti, izleyici değişti ama şu kesin; Beren Saat hâlâ o “ekranı domine eden” nadir oyunculardan.
2010’larda Beren Saat’in yıldızı iyice parladı. Fatmagül’ün Suçu Ne? ile yine büyük bir toplumsal etki yarattı. Ünlü “Suçum Ne?” sahnesi hâlâ unutulmadı. Oradaki kırılgan ama güçlü kadın figürü, ekranlarda çok alışık olmadığımız bir şeydi. O diziyle birlikte, dizilerde kadının konumuna bakış açısı da değişti. Sıradan aşk hikâyelerinin ötesinde, gerçek bir toplumsal sorun konuşulmaya başlandı. Kimse o dönem dizileri Twitter’da canlı canlı tartışmıyordu çünkü Instagram bile yeni yeni popülerleşiyordu. Şimdi ise her fragman, her yeni bölümle birlikte sosyal medya yıkılıyor.
2020’den sonra ise, dijital platformlara geçişle birlikte farklı bir Beren Saat izlemeye başladık. Netflix’in orijinal Türk yapımı “Atiye”de oynadığı karakter, eski dizilerdeki “aşk acısı çeken güzel kadın” kalıbının çok ötesine geçti. Artık kendini tekrar eden bir oyuncu değil, risk alan, farklı rolleri deneyen bir sanatçı var karşımızda. Gerçi yeni nesil için belki hâlâ “Bihter” ya da “Fatmagül” ama şimdiki işlerinde çok daha cesur, konfor alanının dışında.
Bugün baktığımda, Beren Saat’in kariyeri Türkiye’deki televizyon sektörünün 2000’lerden bugüne geçirdiği dönüşümün aynası gibi. Eskiden herkesin başında oturduğu tek bir televizyon vardı, şimdi herkesin elinde bir ekran. O eski akşamlar, ailecek başına toplandığımız diziler değişti; ama bu kız hâlâ çıkıp hepimizi ekrana kilitleyebiliyor. Bir de şunu söylemek lazım: Oynadığı projelerde sadece başrol olmakla yetinmeyip, toplumsal meseleleri de gündeme taşıması takdire şayan.
Artık yeni projelerinde ne yapacak diye heyecanla beklemiyorum desem yalan olur. Sektör değişti, izleyici değişti ama şu kesin; Beren Saat hâlâ o “ekranı domine eden” nadir oyunculardan.
00