Geçen hafta İstanbul Modern'de açılan serginin adı dikkat çekici ama içeriği daha da ilginç. Yapay zeka, robotik ve biyomedikal tasarımdan seçilmiş 47 eser bir arada duruyor; bunlardan bazıları makineler tarafından tasarlanmış, bazıları insanlar ve makinelerin işbirliğiyle oluşturulmuş.
Serginin en çarpıcı noktası ziyaretçilerin bunu düşünerek izlemek zorunda kalması. Bir heykeli gördüğünüzde "bunu kim yaptı?" sorusu artık tek boyutlu değil. Yapay zeka tarafından tasarlanmış bir koleksiyon giysi, insan tasarımcının stilini öğrenmiş bir algoritmanın çıktısı mı, yoksa sadece teknik bir alıştırma mı? Bu ayırım gittikçe bulanıklaşıyor.
Bir sanat yapıtının değeri yaratıcısının kim olduğundan mı, yoksa sonucun ne kadar etkili olduğundan mı kaynaklanıyor? Sergide yer alan dijital heykellerin bazılarını insan gözü ile makine gözünü ayırt etmek mümkün değil. Bir ressam 50 saat çalışarak çizmiş bir portre ile bir sinir ağının 2 saniyede ürettiği görsel arasında estetik fark olmaması, sanata ilişkin tanımlarımızı sorgulatıyor.
Sergiye gidip bunu kendi gözlerinizle görmenin faydası şu: teoride okumak ile gerçek mekânda deneyimlemek farklı şeyler. Özellikle interaktif bölümlerde kendi yönergeleri girip makine tarafından dönüştürülen tasarımını görmek, bu tartışmayı soyut düzlemden somut düzleme taşıyor.
Katalogda her eser için yaratılış süreci detaylı şekilde açıklanmış. Hangi makinenin, hangi parametrelerle, ne kadar sürede ürettiğini bilmek serginin amacına hizmet ediyor. Sanat tarihçiler ve tasarımcılar için bu katalog tek başına bir kaynak değeri taşıyor.
Serginin en çarpıcı noktası ziyaretçilerin bunu düşünerek izlemek zorunda kalması. Bir heykeli gördüğünüzde "bunu kim yaptı?" sorusu artık tek boyutlu değil. Yapay zeka tarafından tasarlanmış bir koleksiyon giysi, insan tasarımcının stilini öğrenmiş bir algoritmanın çıktısı mı, yoksa sadece teknik bir alıştırma mı? Bu ayırım gittikçe bulanıklaşıyor.
Bir sanat yapıtının değeri yaratıcısının kim olduğundan mı, yoksa sonucun ne kadar etkili olduğundan mı kaynaklanıyor? Sergide yer alan dijital heykellerin bazılarını insan gözü ile makine gözünü ayırt etmek mümkün değil. Bir ressam 50 saat çalışarak çizmiş bir portre ile bir sinir ağının 2 saniyede ürettiği görsel arasında estetik fark olmaması, sanata ilişkin tanımlarımızı sorgulatıyor.
Sergiye gidip bunu kendi gözlerinizle görmenin faydası şu: teoride okumak ile gerçek mekânda deneyimlemek farklı şeyler. Özellikle interaktif bölümlerde kendi yönergeleri girip makine tarafından dönüştürülen tasarımını görmek, bu tartışmayı soyut düzlemden somut düzleme taşıyor.
Katalogda her eser için yaratılış süreci detaylı şekilde açıklanmış. Hangi makinenin, hangi parametrelerle, ne kadar sürede ürettiğini bilmek serginin amacına hizmet ediyor. Sanat tarihçiler ve tasarımcılar için bu katalog tek başına bir kaynak değeri taşıyor.
00