2019 yazında Kuşadası’nda bir otelde iki gece kaldım, sabah yürüyüşlerinde o dönemin “yeni başkan” muhabbeti dönüyordu. Esnafa sorsan umut vardı; “Günel adam gibi adam, belediye eline geçti rahatladık” diyen vardı. Aradan 5 yıl geçti, şimdi adamı rüşvetten gözaltına alıyorlar. Valla Ege kasabasında “çıkar ilişkisi” lafı kadar sık duyulan bir şey yok, herkes birinden bir şey koparıyor gibi bir hava. Belediye işi ise tam deli işi, ama o delilik bazen cüzdanı şişiriyor demek ki.
Yıllardır belediyelerle iş yapan bir tanıdığım var; Kuşadası’ndan ihale alan müteahhitlere “çay ısmarlayıp” neler döndüğünü dinlemiştim geçen sene. Belediye sınırları içinde mülk satışı, ruhsat onayları, ihaleler... Herkesin cebine harçlık giriyor. Sıkıysa karşı çık. Zaten “irtikap” dediğin şey, “benim imzam olmadan hiçbir iş yürümez, ha bu arada bir şeyler dönüşsün” kafası. İhale dosyasında üç ayrı fiyat arasından “en uygun” seçiliyor, ama uygun kim için, orası muamma. Kuşadası’nda 2023’te ihaleler sosyal medya hesaplarında “şeffaflık” diye paylaşıldı; sonra üç gün sonra alt yorumlarda “şu iş kime gitti bilen var mı?” diye soranlar kayboldu.
Şimdi kalkıp “aa, rüşvet mi varmış?” diye şaşıranlar var. Koca ilçede kim hangi taşın altına elini sokmuş, sağır sultan duydu. Her yaz binlerce turist, milyonluk rant dönüyor. Belediyenin önünden geçerken çöp arabalarının yeni model alınmasına sevinenler vardı, o arabaların alımına hangi komisyonun eklendiğini soran yok. Herkes “bizim plaj temiz olsun, yol yamalanmış” derdinde.
Açık konuşayım, bu “gözaltı” işi filmlerdeki gibi büyük operasyon değil. Genelde birileri kavgada payı bölüşemedi mi, yoksa başka partiden biri mi kulağa fısıldadı, orasını ancak müteahhitler bilir. Küçük yerde herkes birbirini tanır, birinin düğmesinde leke varsa diğeri zaten biliyordur. O yüzden şaşıranlar ya yeni gelendir, ya da işine gelendir.
Bir de şu olay bana şunu gösterdi: Belediye başkanlığı öyle “hizmet etmek” için değil, kendini ve çevreni doyurmak için bir kapı olmuş. İdealist adam ya yolda dökülüyor ya da sisteme ayak uyduruyor. 2026 Türkiye’sinde bir Ege kasabasında bile “rüşvet” başlığı gündemden düşmüyorsa, kimse “biz halkız, oy verdik, denetleriz” masalına inanmasın.
Bir iki sene sonra aynı sandalye başka biri tarafından devralınır, muhtemelen o da benzer bir dosyayla bir gün haberlere düşer. Belediye binasının duvarı değişiyor, içindeki düzen aynı. Açık açık yazayım: Bu işler bitemez, çünkü rantı görenin eli temiz kalmaz. Kuşadası’nın denizi temiz mi, o yetiyor milletimize. Gerisine kimse bakmıyor.
Yıllardır belediyelerle iş yapan bir tanıdığım var; Kuşadası’ndan ihale alan müteahhitlere “çay ısmarlayıp” neler döndüğünü dinlemiştim geçen sene. Belediye sınırları içinde mülk satışı, ruhsat onayları, ihaleler... Herkesin cebine harçlık giriyor. Sıkıysa karşı çık. Zaten “irtikap” dediğin şey, “benim imzam olmadan hiçbir iş yürümez, ha bu arada bir şeyler dönüşsün” kafası. İhale dosyasında üç ayrı fiyat arasından “en uygun” seçiliyor, ama uygun kim için, orası muamma. Kuşadası’nda 2023’te ihaleler sosyal medya hesaplarında “şeffaflık” diye paylaşıldı; sonra üç gün sonra alt yorumlarda “şu iş kime gitti bilen var mı?” diye soranlar kayboldu.
Şimdi kalkıp “aa, rüşvet mi varmış?” diye şaşıranlar var. Koca ilçede kim hangi taşın altına elini sokmuş, sağır sultan duydu. Her yaz binlerce turist, milyonluk rant dönüyor. Belediyenin önünden geçerken çöp arabalarının yeni model alınmasına sevinenler vardı, o arabaların alımına hangi komisyonun eklendiğini soran yok. Herkes “bizim plaj temiz olsun, yol yamalanmış” derdinde.
Açık konuşayım, bu “gözaltı” işi filmlerdeki gibi büyük operasyon değil. Genelde birileri kavgada payı bölüşemedi mi, yoksa başka partiden biri mi kulağa fısıldadı, orasını ancak müteahhitler bilir. Küçük yerde herkes birbirini tanır, birinin düğmesinde leke varsa diğeri zaten biliyordur. O yüzden şaşıranlar ya yeni gelendir, ya da işine gelendir.
Bir de şu olay bana şunu gösterdi: Belediye başkanlığı öyle “hizmet etmek” için değil, kendini ve çevreni doyurmak için bir kapı olmuş. İdealist adam ya yolda dökülüyor ya da sisteme ayak uyduruyor. 2026 Türkiye’sinde bir Ege kasabasında bile “rüşvet” başlığı gündemden düşmüyorsa, kimse “biz halkız, oy verdik, denetleriz” masalına inanmasın.
Bir iki sene sonra aynı sandalye başka biri tarafından devralınır, muhtemelen o da benzer bir dosyayla bir gün haberlere düşer. Belediye binasının duvarı değişiyor, içindeki düzen aynı. Açık açık yazayım: Bu işler bitemez, çünkü rantı görenin eli temiz kalmaz. Kuşadası’nın denizi temiz mi, o yetiyor milletimize. Gerisine kimse bakmıyor.
00