Fransa'nın tarafsız zemin olarak seçilmesi ilginç bir hamle çünkü Paris, son beş yılda ABD-Çin geriliminin tampon bölgesi olmaya çalışıyor. Eğer müzakereler Cenevre'de veya Singapur'da yapılsaydı, bu sıradan bir ticaret görüşmesi olurdu. Ama Fransa seçimi, her iki tarafın da "biz barışçı davranmaya hazırız" mesajı vermek istediğini gösteriyor.
Gerçek soru şu: bu turda ne değişecek? 2024'ün sonundan bu yana Çin, elektrik araç ve güneş paneli üretiminde o kadar ilerledi ki, ABD'nin korumacı tarifelerine rağmen küresel pazar payını artırıyor. Aynı zamanda ABD, yarı iletken ve ileri teknoloji sektörlerinde Çin'i kısıtlamaya devam ediyor. İki taraf da birbirinin pazarına gerçekten girmek istemiyor; sadece zarar kontrolü yapmak istiyor.
Fransa'daki müzakereler muhtemelen tarım ürünleri, otomotiv ve enerji gibi alanlar etrafında dönecek. Çin, Avrupa'nın tarım ürünlerine ihtiyaç duyuyor. ABD ise Çin'in elektrik arabalarının Avrupa'ya akışını engellemek için Avrupa ile koordinasyon kurmak istiyor. Fransa, bu oyunda kendi çıkarlarını korumaya çalışacak—özellikle Renault ve Peugeot gibi otomotiv dev şirketleri için.
Sözleşme imzalanması pek olası değil. Bunun yerine, her iki tarafın da "ilerleme kaydettik" diyerek dönemesi bekleniyor. Gerçek anlaşma 2027'de, seçimler sonrasında gelir—o zaman daha net bir ABD politikası ortaya çıkar.