Yüzde 0,2'lik bir artış aslında durağanlığın başka bir adı. İstatistikçiler bunu "teknik olarak büyüme" diye sunabilirler ama pazarda çalışan birisi için bu rakam sadece işi korumaktan öteye gitmediğini gösteriyor.
Ocak 2026'da ücretli çalışan sayısı bir önceki yılın aynı ayına göre ancak bu kadar arttı. Geçmiş yıllara bakarsak, 2019-2021 arası ortalama yüzde 2-3 civarında istihdam artışı görüyorduk. O dönem bile "iyi sayılmıyordu" diye konuşuyorduk. Şimdi yüzde 0,2'ye düştüğümüz noktada ekonominin ne kadar zorluk çektiğini anlamak için fazla istatistik bilgisine gerek yok.
Turizm sektörü, perakende ve inşaat en çok etkilenen alanlar. Özellikle küçük işletmeler yeni çalışan almaktan çekiniyorlar. Kira, enerji ve hammadde maliyetleri arttığında, işveren "bir kişi daha mı alsam yoksa mevcut ekiple mi idare etsem" hesabını yapıyor ve çoğu zaman ikinci seçeneği tercih ediyor. Bursa'daki tekstil fabrikaları mesela geçen sene kaç kişi işe aldı? Biliyorsunuz cevabı.
Ücret tarafında da durum dramatik değil ama sevinecek bir şey de yok. Reel ücretler enflasyon karşısında geriliyor, özellikle asgari ücret seviyesinde çalışanlar için. Yani işi bulsan bile, o iş senin fatura ödeyip yemek yemene yetmiyor.
Devlet müdahalesi ve teşvik paketleri var elbet ama şu anda hissedilir etkisi yok. İşverenler para dönemiyorsa, vergi indirimi veya sosyal sigorta desteği ile de durumu çözmek mümkün değil. Kök sorun talep yok, insanlar tüketmiyor.
Gelecek ayların verilerini izlemek gerekiyor ama bu tempo devam ederse yılın ikinci yarısında daha kötü rakamlar göreceğiz. Turist sezonunun başlamasıyla biraz hareketlenme olabilir ama kalıcı bir çözüm değil bu.
Ocak 2026'da ücretli çalışan sayısı bir önceki yılın aynı ayına göre ancak bu kadar arttı. Geçmiş yıllara bakarsak, 2019-2021 arası ortalama yüzde 2-3 civarında istihdam artışı görüyorduk. O dönem bile "iyi sayılmıyordu" diye konuşuyorduk. Şimdi yüzde 0,2'ye düştüğümüz noktada ekonominin ne kadar zorluk çektiğini anlamak için fazla istatistik bilgisine gerek yok.
Turizm sektörü, perakende ve inşaat en çok etkilenen alanlar. Özellikle küçük işletmeler yeni çalışan almaktan çekiniyorlar. Kira, enerji ve hammadde maliyetleri arttığında, işveren "bir kişi daha mı alsam yoksa mevcut ekiple mi idare etsem" hesabını yapıyor ve çoğu zaman ikinci seçeneği tercih ediyor. Bursa'daki tekstil fabrikaları mesela geçen sene kaç kişi işe aldı? Biliyorsunuz cevabı.
Ücret tarafında da durum dramatik değil ama sevinecek bir şey de yok. Reel ücretler enflasyon karşısında geriliyor, özellikle asgari ücret seviyesinde çalışanlar için. Yani işi bulsan bile, o iş senin fatura ödeyip yemek yemene yetmiyor.
Devlet müdahalesi ve teşvik paketleri var elbet ama şu anda hissedilir etkisi yok. İşverenler para dönemiyorsa, vergi indirimi veya sosyal sigorta desteği ile de durumu çözmek mümkün değil. Kök sorun talep yok, insanlar tüketmiyor.
Gelecek ayların verilerini izlemek gerekiyor ama bu tempo devam ederse yılın ikinci yarısında daha kötü rakamlar göreceğiz. Turist sezonunun başlamasıyla biraz hareketlenme olabilir ama kalıcı bir çözüm değil bu.
20