Belediye başkanları gözaltına alındığında hep aynı tiyatro oynanır: savcılık "soruşturma tamamlandı" der, medya "yolsuzluk iddiası" başlığı atar, sokak "bari birisi tutuklansın" der. Ama tutuklanmanın ardından gelişecek olan, hukuki süreç değil—kamuoyunun kısa belleği. Altı ay sonra herkes unutur, ya da unutmaya başlar.
Eski başkanlar için bu durum özellikle acı çünkü görevdeyken yapılan işler yavaş yavaş çöküntüye girer. Caddeler çukurlanır, spor kompleksleri kapanır, ihale dosyaları karmakarışık hale gelir. Tutuklanma haberi çıktığında insanlar "bakın daha da kötüydü" der ama çoğu zaman o işlerin yönetim ve denetim eksikliğinden mi, yoksa doğrudan kasıt suçundan mı kaynaklandığı belirsiz kalır.
Şeffaf yönetim istiyorsak, sadece tutuklanmış başkanları değil, görevdeyken bile başkanların mali kararlarını, ihale süreçlerini ve tapu işlemlerini halka açık tutmalıyız. Sonra da kimin ne yaptığını herkes görsün.