Bir futbol kulübünün aylarca dolup taşan stadyumlarında, kombine için haftalarca kuyrukta bekleyen insanlara, 90 dakika boyunca gözünü sahadan ayırmayan on binlere bu kadar özensiz bir sonuç sunmak, bana göre açık bir ayıptır. Taraftarlık fedakârlık ister, hem zamanını hem parasını hem ruhunu verirsin. Karşılığında en azından mücadele beklersin, onur beklersin. Dün geceki maçta takımı izlerken, sahada sadece boş formalardan ibaret bir topluluk gördüm. O formaların içi bomboş kalınca, tribünlerin de kalbi kırılıyor.
Kulüp yönetiminin haftalardır "öyle bir takım kurduk ki, taş gibi olacak" diye böbürlendiği futbolcular, sahada adım atmaya üşendi. Teknik direktör kenarda ellerini cebine sokup olan biteni izliyor. Sene başından beri sosyal medya hesaplarından yapılan havalı paylaşımlar, PR çalışmaları, yeni transferler... Bunların hepsi bir gecede çöp oluyor. Taraftar ise ödediği biletin üstüne, bir de hayal kırıklığıyla eve dönüyor.
Kimse bir takımın her maçı kazanmasını beklemiyor. Ama çekilen onca cefanın karşılığı, bu kadar da özensiz bir mücadele olmamalı. En azından "savaştık, olmadı" diyebilecek bir iz bırakmak gerekir. Dün sahada ne savaş vardı, ne utanç. Yedek kulübesinde kafasını öne eğen genç oyuncular hariç, kimsenin umurunda değildi. O gençlerin gözündeki kırgınlığı televizyondan bile görmek mümkün.