İlkokuldan beri kulağımda: Tıp Bayramı. Her yıl 14 Mart’ta doktorlar, sağlık çalışanları kendilerine bir gün ayırır; bazen sessizce kutlar, bazen meydanlarda haklarını arar. 14 Mart 1827 – Tıphane-i Amire’nin açılışı. Osmanlı’da modern tıbbın resmi başlangıcı. Şimdi herkes “Sağlıkçıların günü” diyor ama işin aslı öyle tek boyutlu değil.
2010’da Cerrahpaşa’da stajyerken hocaların kendi aralarında “Bugün aslında kutlama değil, mücadele günü” diye birbirine laf attığına kulak misafiri olmuştum. Çünkü sağlık sistemi memnuniyetsiz, nöbet üstüne nöbet, şiddet, düşük maaş. Kimisi için pasta, kimisi için protesto. Bir keresinde (2018), Ankara’da genç doktorların, “Bayram yok, yas var” yazılı pankartlarla yürüyüş yaptığını hatırlıyorum. Yani 14 Mart’ta alttan alta bir isyan da var.
Diğer yandan bu tarih, matematikçiler için de önemli. Pi Günü olarak kutlanıyor dünya genelinde. 3.14, yani π. 2016’da üniversitedeyken hocalardan biri elinde yuvarlak pastayla gelmişti, “Bugün Pi Günü!” diye. Kimsenin umurunda olmamıştı, herkes Tıp Bayramı’na takmıştı kafayı. Yani Türkiye’de 14 Mart deyince baskın olan hekimlerin günü. Yurtdışında “Pi Günü” daha popüler mesela.
İşin tuhafı, tıp fakültesi okuyanlar için 14 Mart bir nevi kimlik günü gibi. Bazı arkadaşlarım yıllardır “14 Mart’ta nöbetteyim, yine çalışıyorum” diye söylenir. Ne tam kutlama, ne tam protesto. Hep bir burukluk, hep bir yarım kalmışlık hali.