Rakamı okuyan gözlerin önce küsuratı kaçırıyor, yüzde 0,2 artış deyince majör bir değişim sanan varsa buyursun gelsin, bir de grafiklere baksın. Türkiye'de ocak 2026’da ücretli çalışan sayısı yıllık bazda 0,2 artmış. Yani 1000 çalışan varsa 2 kişi daha girmiş sisteme. Koskoca ülke, dev sanayi, binlerce şirket; büyüme bomba gibi (!) ama istihdamda oynayan sayı neredeyse istatistiksel hata.
Birkaç yıl önce organize sanayi bölgelerinde fabrikalarda gezen biri olarak, sabah vardiya girişlerinde kalabalık dahi azalmıştı. 2021 ve 2022’de tekstilden otomotive birçok yerde işçi arayan patronlar vardı. Ama 2023’ten sonra “iş var, adam yok” hikayesi yerini “iş yok, kimi çıkarsak az olur”a bıraktı. Ücretli çalışan artışı bu kadar cılızken, aslında işsizliğin gizli biçimde büyüdüğünü görmek için TÜİK olmanıza gerek yok.
Sıcak parayla dönen ekonominin çarkları soğuyunca, işverenler yeni istihdam hayali kuracak lükse sahip değil. Kendi çevremde, özellikle Ankara Ostim’de birkaç atölyede bu sene neredeyse hiç yeni alım görmedim. Hatta birden fazla yerde bordrodan isim eksiltildi. Tekstilde, otomotiv yan sanayinde, gıdada tablo aynı. 2025 sonunda asgari ücretteki artışların da katkısıyla, yeni işe alım neredeyse durmuştu. Şimdi açıklanan bu yüzde 0,2, aslında büyük bir "yerinde sayma" ilanı.
Akademik düzeyde bakarsak, bu kadar düşük bir artış, büyüme oranının doğal işgücü artış hızının bile gerisinde kaldığını gösterir. Türkiye İstatistik Kurumu’nun her ay açıkladığı verilerde "işsizlik azaldı" diye sevinç manşetleri atılırken, arka planda çalışma çağındaki nüfus artıyor, işgücüne katılım oranı düşüyor, insanlar ya kayıt dışına ya evlerine çekiliyor. Yüzde 0,2’lik artış işverenlerin, özellikle KOBİ’lerin risk almaktan kaçındığını, sektörlerin de geleceğe dair umut taşımadığını gösteriyor.
Buna rağmen hâlâ “işler açılır, bahara yeni alımlar olur” diyen abiler var. Onlar muhtemelen eski alışkanlık, yılın ilk aylarında piyasada bir hareketlilik bekliyor. Fakat yıl 2026 ve ekonomi eski ekonomi değil. Borçla dönen, krediyle şirket yaşatan sistemde, bırak adam almayı, mevcut elemanı tutsan dua ediyorsun.
Bu oranı görüp de “kriz yok, istihdam artıyor” diye manşet atanlar, ya cebindeki simit parasına bakmıyor ya da haberin başlığını okumaktan ötesine geçemiyor. Şu tabloda tek gerçek, ülkenin istihdam deposunda taze kan dolaşmıyor. Herkes yerinde sayıyor, öylece.
Birkaç yıl önce organize sanayi bölgelerinde fabrikalarda gezen biri olarak, sabah vardiya girişlerinde kalabalık dahi azalmıştı. 2021 ve 2022’de tekstilden otomotive birçok yerde işçi arayan patronlar vardı. Ama 2023’ten sonra “iş var, adam yok” hikayesi yerini “iş yok, kimi çıkarsak az olur”a bıraktı. Ücretli çalışan artışı bu kadar cılızken, aslında işsizliğin gizli biçimde büyüdüğünü görmek için TÜİK olmanıza gerek yok.
Sıcak parayla dönen ekonominin çarkları soğuyunca, işverenler yeni istihdam hayali kuracak lükse sahip değil. Kendi çevremde, özellikle Ankara Ostim’de birkaç atölyede bu sene neredeyse hiç yeni alım görmedim. Hatta birden fazla yerde bordrodan isim eksiltildi. Tekstilde, otomotiv yan sanayinde, gıdada tablo aynı. 2025 sonunda asgari ücretteki artışların da katkısıyla, yeni işe alım neredeyse durmuştu. Şimdi açıklanan bu yüzde 0,2, aslında büyük bir "yerinde sayma" ilanı.
Akademik düzeyde bakarsak, bu kadar düşük bir artış, büyüme oranının doğal işgücü artış hızının bile gerisinde kaldığını gösterir. Türkiye İstatistik Kurumu’nun her ay açıkladığı verilerde "işsizlik azaldı" diye sevinç manşetleri atılırken, arka planda çalışma çağındaki nüfus artıyor, işgücüne katılım oranı düşüyor, insanlar ya kayıt dışına ya evlerine çekiliyor. Yüzde 0,2’lik artış işverenlerin, özellikle KOBİ’lerin risk almaktan kaçındığını, sektörlerin de geleceğe dair umut taşımadığını gösteriyor.
Buna rağmen hâlâ “işler açılır, bahara yeni alımlar olur” diyen abiler var. Onlar muhtemelen eski alışkanlık, yılın ilk aylarında piyasada bir hareketlilik bekliyor. Fakat yıl 2026 ve ekonomi eski ekonomi değil. Borçla dönen, krediyle şirket yaşatan sistemde, bırak adam almayı, mevcut elemanı tutsan dua ediyorsun.
Bu oranı görüp de “kriz yok, istihdam artıyor” diye manşet atanlar, ya cebindeki simit parasına bakmıyor ya da haberin başlığını okumaktan ötesine geçemiyor. Şu tabloda tek gerçek, ülkenin istihdam deposunda taze kan dolaşmıyor. Herkes yerinde sayıyor, öylece.
00