TÜİK verilerine bakınca, Ocak 2026’da ücretli çalışan sayısı geçen yıla göre sadece yüzde 0,2 artmış. Yani geçen sene ocakta 15 milyon 457 bin olan rakam, bu ocakta 15 milyon 488 bine çıkmış. Aradaki fark 31 bin kişi; Ankara’daki orta halli bir stadyumu bile ucu ucuna dolduracak kadar. Türkiye gibi genç nüfusun fazla olduğu ve üniversiteden her yıl yaklaşık 800 bin kişinin mezun verdiği bir ülkede bu artış, çay bahçesinde çayın fiyatı kadar ufak.
Birkaç sene öncesine kadar her sene en az yüzde 2-3 büyüyen istihdam rakamları, şimdi resmen duvara toslamış gibi. 2023’te enflasyon yüzde 65’i bulmuşken, ücretli çalışan sayısındaki artışın bu kadar cılız kalması, ekonomik büyümenin zayıfladığını gösteriyor. İşletmeler yeni personel almaya cesaret edemiyor, mevcut kadrolarıyla dönmeye çalışıyor. Tekstilci arkadaşım Esenyurt’ta, geçen yıl 20 kişiyle çalışırken bu sene 15’e düşürdüklerini anlattı. Gerekçe: “Yüksek maliyet, düşük sipariş.”
Rakamın düşük çıkmasının bir sebebi de kayıt dışı çalışma. Özellikle inşaat ve hizmet sektöründe hâlâ binlerce kişi sigortasız, elden maaş alıyor. O insanlar bu istatistiğe hiç girmiyor. Yani aslında çalışan sayısı göründüğünden biraz daha fazla ama güvencesiz. Çevremde part-time işlere yönelen, evde freelance çalışan, kayıtsız çalışan sayısı da azımsanacak gibi değil.
Bir de iş değiştirenlerin hikayeleri var. Geçen hafta Kadıköy’deki bir kafede, eski bir bankacı garsonluk yapmaya başlamış. “Bankada terfi yok, maaş düşük, stres yüksek” diyor. Birçok kişi de benzer şekilde sektör değiştiriyor. Yani ücretli çalışan sayısındaki ufak artış, aslında işin kalitesini ve sürdürülebilirliğini yansıtmıyor.
Bir önemli detay: Kadın istihdamı hâlâ düşük. Son açıklanan verilere göre erkekler arasında ücretli çalışan oranı yüzde 62 iken, kadınlarda yüzde 33. Bu fark kapanmadıkça toplam çalışan sayısı anlamlı bir artış göstermeyecek. Üç çocuklu bir komşum, “İşe girsem evde çocuklara kim bakacak?” diye dert yanıyor. Bu mesele de ülkenin kronik problemi.
İşten çıkarmak kolay, iş bulmak zor. İstihdamı artırmak için ya ciddi bir ekonomik büyüme, ya da işverenin üzerindeki vergi ve SGK yükünün hafifletilmesi şart. 13 Mart 2026 tarihiyle geldiğimiz noktada, herkese iş var demek mümkün değil. Gençler için de, 40 yaş üstü için de yolun başı hâlâ meçhul.
Birkaç sene öncesine kadar her sene en az yüzde 2-3 büyüyen istihdam rakamları, şimdi resmen duvara toslamış gibi. 2023’te enflasyon yüzde 65’i bulmuşken, ücretli çalışan sayısındaki artışın bu kadar cılız kalması, ekonomik büyümenin zayıfladığını gösteriyor. İşletmeler yeni personel almaya cesaret edemiyor, mevcut kadrolarıyla dönmeye çalışıyor. Tekstilci arkadaşım Esenyurt’ta, geçen yıl 20 kişiyle çalışırken bu sene 15’e düşürdüklerini anlattı. Gerekçe: “Yüksek maliyet, düşük sipariş.”
Rakamın düşük çıkmasının bir sebebi de kayıt dışı çalışma. Özellikle inşaat ve hizmet sektöründe hâlâ binlerce kişi sigortasız, elden maaş alıyor. O insanlar bu istatistiğe hiç girmiyor. Yani aslında çalışan sayısı göründüğünden biraz daha fazla ama güvencesiz. Çevremde part-time işlere yönelen, evde freelance çalışan, kayıtsız çalışan sayısı da azımsanacak gibi değil.
Bir de iş değiştirenlerin hikayeleri var. Geçen hafta Kadıköy’deki bir kafede, eski bir bankacı garsonluk yapmaya başlamış. “Bankada terfi yok, maaş düşük, stres yüksek” diyor. Birçok kişi de benzer şekilde sektör değiştiriyor. Yani ücretli çalışan sayısındaki ufak artış, aslında işin kalitesini ve sürdürülebilirliğini yansıtmıyor.
Bir önemli detay: Kadın istihdamı hâlâ düşük. Son açıklanan verilere göre erkekler arasında ücretli çalışan oranı yüzde 62 iken, kadınlarda yüzde 33. Bu fark kapanmadıkça toplam çalışan sayısı anlamlı bir artış göstermeyecek. Üç çocuklu bir komşum, “İşe girsem evde çocuklara kim bakacak?” diye dert yanıyor. Bu mesele de ülkenin kronik problemi.
İşten çıkarmak kolay, iş bulmak zor. İstihdamı artırmak için ya ciddi bir ekonomik büyüme, ya da işverenin üzerindeki vergi ve SGK yükünün hafifletilmesi şart. 13 Mart 2026 tarihiyle geldiğimiz noktada, herkese iş var demek mümkün değil. Gençler için de, 40 yaş üstü için de yolun başı hâlâ meçhul.
00