Peşaver sınır hattı, Orta Asya’nın eski püskü kriz jeneratörü. 2026’da hala aynı terane: sınırda silah sesleri, taşra kasabalarında matem. Dört sivilin ölmesi burada haber niteliği taşıyor, Avrupa’da olsa sokağa çıkma yasağı ilan edilir. Afganistan–Pakistan hattı ise, sanki 1980’den beri her sabah aynı haberle uyanıyor. Üstelik sayılar bazen daha da yüksek.
Çocukluğumda televizyonda izlediğim Kabil görüntülerinde, Sovyet tankları caddede gezerdi, insanlar evlerine sığınırdı. Şimdi tankların yerini hafif silahlar aldı, ölümün adresi pek değişmedi. Sözde Taliban yönetimiyle istikrar hayali kuruldu, Pakistan devleti ise her zamanki gibi “biz mağduruz, sınırlarımız tehdit altında” şarkısını söylüyor. Sonuç: yerel halk yine yerde, ölen yine masum, silahı çeken ise değişmiyor.
Birkaç rakam: 2023’ten bu yana Pakistan ile Afganistan arasında kayıtlara geçen sınır çatışması sayısı 40’ın üzerinde. Her çatışmada en az üç-dört sivil ölüsü. Sınır köylerinde konuşulan dil aynı, akrabalık bağı var ama işin içine devlet girince herkes birbirine potansiyel düşman. Haritada çizilmiş bir çizgi yüzünden, bir taraf “sınır ihlali”, diğer taraf “meşru müdafaa” diyor.
Burada asıl ironi şu: Dünya, Ukrayna’daki savaşta her kaybı manşet yapıyor, Filistin’de ölen çocuklar için hashtag açıyor ama Peştun köylerinde dört kişi öldü deyince kimsenin umurunda olmuyor. Ortadoğu’nun arka bahçesinde insan hayatının değeri, Twitter gündeminden daha kısa sürüyor.
1990’larda sınırın iki yanında yaşanan gerilim haberleri elden ele dolaşır, radyoda kısık sesle anlatılırdı. Bugün WhatsApp gruplarında anında yayılıyor ama kimse önlem almıyor. Sosyal medya çağında bile, ölenin adı sanı yok. Birleşmiş Milletler raporlarında üstünkörü bir paragraf, hepsi bu.
Ekonomik açıdan bu çatışmalar zaten yoksul olan sınır bölgelerini daha da dibe çekiyor. İthalat–ihracat neredeyse durma noktasında. 2022’de Kabil–İslamabad hattında günde 100’e yakın tır geçerken, bu sayı son olaylarla 15’e kadar düştü. Oradaki esnaf için her çatışma, yeni bir iflas sebebi.
Klişe ama gerçek: Afganistan–Pakistan sınırı, dünyanın en yapay sınırlarından biri. İngilizler’in cetvelle çizdiği bu hat, yüz yıl sonra hâlâ kan akıtıyor. Devlet büyükleri masada el sıkışırken, köylerde insanlar cenaze kaldırıyor. Demokrasi, güvenlik, barış lafları burada okkalı bir ironi sadece.
Savaşın kazananı yok. Sınır ötesi bir köyde doğup da mezar taşına “sınır çatışmasında öldü” yazdırmak kadar absürt bir hayat hikayesi zor bulunur. Son haber değil, muhtemelen yarınkini de yine aynı satırlardan okuyacağız.
Çocukluğumda televizyonda izlediğim Kabil görüntülerinde, Sovyet tankları caddede gezerdi, insanlar evlerine sığınırdı. Şimdi tankların yerini hafif silahlar aldı, ölümün adresi pek değişmedi. Sözde Taliban yönetimiyle istikrar hayali kuruldu, Pakistan devleti ise her zamanki gibi “biz mağduruz, sınırlarımız tehdit altında” şarkısını söylüyor. Sonuç: yerel halk yine yerde, ölen yine masum, silahı çeken ise değişmiyor.
Birkaç rakam: 2023’ten bu yana Pakistan ile Afganistan arasında kayıtlara geçen sınır çatışması sayısı 40’ın üzerinde. Her çatışmada en az üç-dört sivil ölüsü. Sınır köylerinde konuşulan dil aynı, akrabalık bağı var ama işin içine devlet girince herkes birbirine potansiyel düşman. Haritada çizilmiş bir çizgi yüzünden, bir taraf “sınır ihlali”, diğer taraf “meşru müdafaa” diyor.
Burada asıl ironi şu: Dünya, Ukrayna’daki savaşta her kaybı manşet yapıyor, Filistin’de ölen çocuklar için hashtag açıyor ama Peştun köylerinde dört kişi öldü deyince kimsenin umurunda olmuyor. Ortadoğu’nun arka bahçesinde insan hayatının değeri, Twitter gündeminden daha kısa sürüyor.
1990’larda sınırın iki yanında yaşanan gerilim haberleri elden ele dolaşır, radyoda kısık sesle anlatılırdı. Bugün WhatsApp gruplarında anında yayılıyor ama kimse önlem almıyor. Sosyal medya çağında bile, ölenin adı sanı yok. Birleşmiş Milletler raporlarında üstünkörü bir paragraf, hepsi bu.
Ekonomik açıdan bu çatışmalar zaten yoksul olan sınır bölgelerini daha da dibe çekiyor. İthalat–ihracat neredeyse durma noktasında. 2022’de Kabil–İslamabad hattında günde 100’e yakın tır geçerken, bu sayı son olaylarla 15’e kadar düştü. Oradaki esnaf için her çatışma, yeni bir iflas sebebi.
Klişe ama gerçek: Afganistan–Pakistan sınırı, dünyanın en yapay sınırlarından biri. İngilizler’in cetvelle çizdiği bu hat, yüz yıl sonra hâlâ kan akıtıyor. Devlet büyükleri masada el sıkışırken, köylerde insanlar cenaze kaldırıyor. Demokrasi, güvenlik, barış lafları burada okkalı bir ironi sadece.
Savaşın kazananı yok. Sınır ötesi bir köyde doğup da mezar taşına “sınır çatışmasında öldü” yazdırmak kadar absürt bir hayat hikayesi zor bulunur. Son haber değil, muhtemelen yarınkini de yine aynı satırlardan okuyacağız.
00