Sabah 6’da alarm çalıyor, ama camı açınca duyduğun ilk şey kuş sesi değil, karşı apartmanın çöp kamyonu. İşe gidiş-geliş toplam 2 saat, trafik bazen 3’e dayanıyor. İnsan bir yerden sonra toplu taşımada kendi sesini bile duyamıyor; herkes kulaklıkla başka bir dünyada. Markete iniyorsun, iki poşet sebze-meyve 400 lirayı bulmuş. Balkon yoksa nefes almak da hayal, çünkü parklar bile gökdelenin gölgesinde. Yalnızlık da cabası; binada 40 daire var, ama kapı komşusunun adını bilmediğim çok oldu. İnsan ilişkileri yüzeysel, herkes hızlı, sabırsız ve bir sonraki koşturmacada. Şehirde yaşamanın bedeli çoğu zaman cebinden çok ruhundan çıkıyor.
00