2018 yazında, Kadıköy’de 34T otobüsüne binerken önümdeki adam Candy Crush’la öyle bir dalmıştı ki, şoförün “kart bas!” diye bağırışını bile duymadı. O an dank etti: Bu işler sadece “zaman öldürmek” değil, gerçekten günlük hayatı ele geçiriyor. Şimdi 2026’ya gelince, iş daha da büyüdü. İstanbul metrosunda sabah 07.45’te insanların yarısı Match Masters, diğer yarısı Coin Master oynuyor. Son kalanlar da Word Trip’te kelime dizmeye çalışıyor.
Bir yandan, mobil oyunlar otobüs yolculuklarını katlanılır kılıyor. Eskiden telefonla oynayanlara “yetişkin adam böyle şey mi oynar” bakışı atılırdı. Şimdi 40 yaş üstü abiler Subway Surfers’ta rekor kovalıyor. Sıra beklerken, markette kasada, hatta tuvalette Candy Crush’a girenlerin oranı bence yüzde 70’i geçti.
Ama işin diğer kısmı, dikkati parçalıyor. Eskiden vapurda kitap okuyan, gazete kurcalayan insanlar vardı. Şimdi göz göze gelmek hayal. Herkesin kafası eğik, ekranlara gömülmüş. Arkadaş ortamında “Bir beş dakika bakacağım” diye Clash of Clans köyüne girince, sohbet kopuyor. Bazen toplu taşımada insanların bir anda "3 can bitti" diye homurdanmasına şahit oluyorum. 2021’de Gümüşsuyu’ndan Beşiktaş’a yürürken, kaldırıma bakmadan yürüyen biri sırf Candy Crush hamlesi yapacak diye bana çarpıp özür bile dilemedi.
Para tuzağı kısmı var bir de. Başlarda ücretsiz gibi görünüyor ama, “bu sefer versem bir şey olmaz” diye bir bakıyorsun, ayda 400 TL karttan gitmiş. 2025’te bir arkadaşım Gardenscapes’e toplam 2700 TL yatırmış, anlatırken gülüyor ama gülüşü samimi değil. Oyun firmaları psikolojiyi iyi çözdü, “bir can, bir hamle” için bile ödeme alıyorlar.