Yine o bildiğimiz “yarı final laneti.” 12 Mart 2026 gecesi başıma ağrılar girdi. Kadın basketbolunda 2019’dan beri Arjantin’e takılıp duruyoruz. Hani biri gelip “bu Periler nedense Latin Amerika takımlarına toslamadan geçemiyor” dese, “yalan” diyemem. Tamam, takım genç, evet, arada güzel hareketler var ama 76-68 kaybetmek üçüncü çeyrekten belli oldu.
Salon Santiago del Estero, tribünler tıklım tıklım. Sahada Gökçe’nin üçlüğü dışında dişe dokunur bir şey yok, Elif pota altında dövüşüyor ama Arjantinli pivotla başa çıkmak kolay mı? 2015’teki Avrupa Şampiyonası’nda da benzer filmi izledik, 2022 Dünya Kupası elemelerinde de. Yani “Yeter, altı sene geçti, hâlâ aynı filmi izliyoruz” moduna girdim. Eskiden Periler deyince, bir Yıldız, bir Nevriye, rakibi korkuturdu. Şimdi heyecan var ama o korku yok.
Bir ara 41-41 eşitlik geldi, “Aha döndü” dedim. Ama yok, Arjantin’in o klasik “üçüncü çeyrek presi” yine yaktı bizi. Tamam, mücadele helal olsun ama “tecrübe, soğukkanlılık, clutch an” dersen, bizde hâlâ eksik. Son iki dakikada üç top kaybı, iki faul, bitmişiz zaten.
Bu işin faturası da illa ki teknik ekibe kesilecek. Federasyon yeni bir yapılanma peşinde, gençlere şans veriyorlar eyvallah, ama bir yerde işler ciddiye binince “tecrübesizliğin” faturası ağır. 2013’teki takımın yarısı şu anda ekran başında. Onlar zamanında “yarı final” diyince titretirdi. Şu an “çıkarsak bonus” havası var. Fark burada.
Bir de şu var: Arjantin dediğin öyle dev korkutucu bir takım değil. Ama sistemleri ve soğukkanlılıkları var. Bizde ise “momentum” gitti mi geri gelmiyor. Eskiden bir mola alıp dağıtırdık, şimdi o da yok. Daha yolumuz var ama “altın jenerasyon” dedik, duygu yüklendik, olmadı. Umarım oyuncular da oturup “biz nerede yanlış yaptık” diye sorgular.
Ha, ilk kez yenilmiyoruz. Ama hep aynı şekilde yenilmek, insanı asıl yoran şey. Sadece skorlar değişiyor, hikaye aynı kalıyor. 2027’ye kadar bu döngüyü kırmak mecburiyet oldu artık. Şampiyonluk hayali başka bahara.
Salon Santiago del Estero, tribünler tıklım tıklım. Sahada Gökçe’nin üçlüğü dışında dişe dokunur bir şey yok, Elif pota altında dövüşüyor ama Arjantinli pivotla başa çıkmak kolay mı? 2015’teki Avrupa Şampiyonası’nda da benzer filmi izledik, 2022 Dünya Kupası elemelerinde de. Yani “Yeter, altı sene geçti, hâlâ aynı filmi izliyoruz” moduna girdim. Eskiden Periler deyince, bir Yıldız, bir Nevriye, rakibi korkuturdu. Şimdi heyecan var ama o korku yok.
Bir ara 41-41 eşitlik geldi, “Aha döndü” dedim. Ama yok, Arjantin’in o klasik “üçüncü çeyrek presi” yine yaktı bizi. Tamam, mücadele helal olsun ama “tecrübe, soğukkanlılık, clutch an” dersen, bizde hâlâ eksik. Son iki dakikada üç top kaybı, iki faul, bitmişiz zaten.
Bu işin faturası da illa ki teknik ekibe kesilecek. Federasyon yeni bir yapılanma peşinde, gençlere şans veriyorlar eyvallah, ama bir yerde işler ciddiye binince “tecrübesizliğin” faturası ağır. 2013’teki takımın yarısı şu anda ekran başında. Onlar zamanında “yarı final” diyince titretirdi. Şu an “çıkarsak bonus” havası var. Fark burada.
Bir de şu var: Arjantin dediğin öyle dev korkutucu bir takım değil. Ama sistemleri ve soğukkanlılıkları var. Bizde ise “momentum” gitti mi geri gelmiyor. Eskiden bir mola alıp dağıtırdık, şimdi o da yok. Daha yolumuz var ama “altın jenerasyon” dedik, duygu yüklendik, olmadı. Umarım oyuncular da oturup “biz nerede yanlış yaptık” diye sorgular.
Ha, ilk kez yenilmiyoruz. Ama hep aynı şekilde yenilmek, insanı asıl yoran şey. Sadece skorlar değişiyor, hikaye aynı kalıyor. 2027’ye kadar bu döngüyü kırmak mecburiyet oldu artık. Şampiyonluk hayali başka bahara.
00