Buenos Aires’de oynanan maçta tribünlerdeki o gürültü, ekrandan bile insanı titretti. Zaten Arjantin deplasmanında nefes almak bile mesele. Periler sahaya çıkarken yüzlerde o alışık olduğumuz inanç var ama ilk çeyrekten itibaren işler sarpa sardı. Özellikle ikinci yarıda rakibin savunmasını bir türlü aşamadılar. Top kayıpları can sıktı; 18 top kaybı ciddi rakam. Hücumda Sude Yılmaz ve Tilbe Şenyürek çabaladı, ama üçlükler girmeyince moral de düştü.
Hakem kararlarına takılmak işin kolayı, ama burada mesele tamamen konsantrasyon eksikliği ve baskıya yenik düşmek. Arjantin, fizik olarak baskılı oynadı, pota altını bırakmadı, bilerek sertliğe gitti. 2024 Olimpiyat Elemesi’nde de benzerini yapmışlardı, oradan ders çıkarılamamış belli. Maçın sonuna doğru fark kapanır gibi oldu ama orada da gereksiz aceleyle hata üstüne hata geldi.
Takımda liderlik eksikliği göze battı. Birinin çıkıp “Bu maç bizim!” demesi gerekiyordu, onu göremedim. Geçen sene Avrupa Şampiyonası’nda gösterilen karakterden eser yoktu. Koç da rotasyon konusunda bu sefer fazla muhafazakâr davrandı, özellikle genç oyuncuları hiç denemedi.
Bir de baskı altında şut yüzdesi yerlerdeydi. 63’te 19 gibi acayip düşük bir isabet oranı var. Böyle bir deplasmanda bu rakamlarla kazanmak kolay değil. Arjantin’in tecrübeli gardı Gutierrez resmen şov yaptı, bizimkiler savunmada ona çözüm bulamadı.
Senelerce kadın basketbolu “gönüllülük” ve “fedakârlık” hikayeleriyle yürüdü, hâlâ sponsor açısından çok zayıfız. Arjantin liglerinin finansal gücü bile şimdiden bize yaklaşmış. Bu farkı sadece “ruh” ile kapatmak kolay değil. Alt yapıdan gelen oyuncu sayısı azalıyor, asıl sıkıntı burada.
Bir daha böyle bir fırsat ne zaman gelir, kestirmek zor. Göz göre göre kaçan bir galibiyet, kaybolan bir motivasyon. Yine de bu takımın potansiyeli var, özellikle iç sahada bambaşka oynuyorlar. Ama deplasmanda, hele Latin Amerika gibi zorlu bir yerde, bu kafayla başarı gelmez. Şapkayı önüne koyup düşünme vakti.
Hakem kararlarına takılmak işin kolayı, ama burada mesele tamamen konsantrasyon eksikliği ve baskıya yenik düşmek. Arjantin, fizik olarak baskılı oynadı, pota altını bırakmadı, bilerek sertliğe gitti. 2024 Olimpiyat Elemesi’nde de benzerini yapmışlardı, oradan ders çıkarılamamış belli. Maçın sonuna doğru fark kapanır gibi oldu ama orada da gereksiz aceleyle hata üstüne hata geldi.
Takımda liderlik eksikliği göze battı. Birinin çıkıp “Bu maç bizim!” demesi gerekiyordu, onu göremedim. Geçen sene Avrupa Şampiyonası’nda gösterilen karakterden eser yoktu. Koç da rotasyon konusunda bu sefer fazla muhafazakâr davrandı, özellikle genç oyuncuları hiç denemedi.
Bir de baskı altında şut yüzdesi yerlerdeydi. 63’te 19 gibi acayip düşük bir isabet oranı var. Böyle bir deplasmanda bu rakamlarla kazanmak kolay değil. Arjantin’in tecrübeli gardı Gutierrez resmen şov yaptı, bizimkiler savunmada ona çözüm bulamadı.
Senelerce kadın basketbolu “gönüllülük” ve “fedakârlık” hikayeleriyle yürüdü, hâlâ sponsor açısından çok zayıfız. Arjantin liglerinin finansal gücü bile şimdiden bize yaklaşmış. Bu farkı sadece “ruh” ile kapatmak kolay değil. Alt yapıdan gelen oyuncu sayısı azalıyor, asıl sıkıntı burada.
Bir daha böyle bir fırsat ne zaman gelir, kestirmek zor. Göz göre göre kaçan bir galibiyet, kaybolan bir motivasyon. Yine de bu takımın potansiyeli var, özellikle iç sahada bambaşka oynuyorlar. Ama deplasmanda, hele Latin Amerika gibi zorlu bir yerde, bu kafayla başarı gelmez. Şapkayı önüne koyup düşünme vakti.
00