Yıllardır “ekmek yeme, şeker zehir, karbonhidrat düşman” muhabbeti döner durur. 2022 yazında Diyarbakır’dan İstanbul’a taşındığımda bu lafların ne kadar havada kaldığını tekrar gördüm. Herkes glutensiz ekmek peşinde, ama ekmeğin yanına üç tabak makarna gömüyor. Komedi gibi.
Bu işin bilimsel kısmında hâlâ yanlışlar var. Mesela “gece 6’dan sonra yemek yeme kilo aldırır” lafı. Uykudan önce yediğin şeyin kan şekerine etkisi var, ama saatten çok aldığın toplam kalori önemli. Norveç’te yaşayan bir adam için akşam 7 gündüz gibi; bizim burada dördüncü çayla simit yediğimiz saat orada akşam yemeği. Yani saat değil, ne yediğin ve ne kadar yaktığın belirleyici.
Bir de “detoks suları” var ya, tam efsane. 2020’de Ankara’da bir kafede çalışan arkadaşım vardı, limonlu naneli detoks satıyorlardı. Resmen limonlu su. Vücudunun böbreği, karaciğeri zaten 7/24 detoks yapıyor. Hiçbir meyve suyu içip bir gecede içini tertemiz edemezsin, keşke öyle kolay olsa.
Protein tozu meselesi de başka bir şehir efsanesi. “Doğal beslen, protein tozundan uzak dur” diyen tipler, spor salonunda üç saat ağırlık kaldırıp eve gidince yarım ekmek arası sucuk gömüyor. Adamın günlük proteini tutmuyor, ama protein tozu zararlı diye takmış kafaya. FDA ve Avrupa Gıda Otoritesi standartlara uygun olan protein tozlarının, normal beslenmedeki proteinden farklı olmadığını açıklıyor. Takıntı yapmanın anlamı yok.
Bir de markette gördüğüm “light” ürünler. “Diyet kola içiyorum, kilo almam” diyenler var. Light ürünlerde bazen şeker yerine yapay tatlandırıcı var, ama başka zararlı maddeler de girebilir; abartıp üç litre içince hiçbir anlamı kalmıyor. Kaldı ki, en güzeli şekeri azaltmak, her gün gazlı içecekten uzak durmak.
“Çiğ sebze daha sağlıklı” lafları da kafa karıştırıyor. Mesela domates pişince likopen oranı artıyor, bazı vitaminler pişince daha iyi emiliyor. Her şeyi çiğ yemek, midene bayram ettirmez.
Özetle, kulaktan dolma bilgilerle beslenmek, Instagram diyetisyeni dinlemek zarar verir. Gerçek bilgi istiyorsan, bilimsel araştırmalara bakacaksın. Kendi vücudunu tanıyacaksın, ona göre davranacaksın. Herkesin metabolizması aynı çalışmıyor, başkasının yediğiyle senin işin olmuyor. Sonunda olay denge ve sürdürülebilirlikte bitiyor. Bir gün bile aşırıya kaçınca, ertesi gün telafiye odaklanmak yerine uzun vadeli alışkanlıklara yatırım yapmak lazım.
Bu işin bilimsel kısmında hâlâ yanlışlar var. Mesela “gece 6’dan sonra yemek yeme kilo aldırır” lafı. Uykudan önce yediğin şeyin kan şekerine etkisi var, ama saatten çok aldığın toplam kalori önemli. Norveç’te yaşayan bir adam için akşam 7 gündüz gibi; bizim burada dördüncü çayla simit yediğimiz saat orada akşam yemeği. Yani saat değil, ne yediğin ve ne kadar yaktığın belirleyici.
Bir de “detoks suları” var ya, tam efsane. 2020’de Ankara’da bir kafede çalışan arkadaşım vardı, limonlu naneli detoks satıyorlardı. Resmen limonlu su. Vücudunun böbreği, karaciğeri zaten 7/24 detoks yapıyor. Hiçbir meyve suyu içip bir gecede içini tertemiz edemezsin, keşke öyle kolay olsa.
Protein tozu meselesi de başka bir şehir efsanesi. “Doğal beslen, protein tozundan uzak dur” diyen tipler, spor salonunda üç saat ağırlık kaldırıp eve gidince yarım ekmek arası sucuk gömüyor. Adamın günlük proteini tutmuyor, ama protein tozu zararlı diye takmış kafaya. FDA ve Avrupa Gıda Otoritesi standartlara uygun olan protein tozlarının, normal beslenmedeki proteinden farklı olmadığını açıklıyor. Takıntı yapmanın anlamı yok.
Bir de markette gördüğüm “light” ürünler. “Diyet kola içiyorum, kilo almam” diyenler var. Light ürünlerde bazen şeker yerine yapay tatlandırıcı var, ama başka zararlı maddeler de girebilir; abartıp üç litre içince hiçbir anlamı kalmıyor. Kaldı ki, en güzeli şekeri azaltmak, her gün gazlı içecekten uzak durmak.
“Çiğ sebze daha sağlıklı” lafları da kafa karıştırıyor. Mesela domates pişince likopen oranı artıyor, bazı vitaminler pişince daha iyi emiliyor. Her şeyi çiğ yemek, midene bayram ettirmez.
Özetle, kulaktan dolma bilgilerle beslenmek, Instagram diyetisyeni dinlemek zarar verir. Gerçek bilgi istiyorsan, bilimsel araştırmalara bakacaksın. Kendi vücudunu tanıyacaksın, ona göre davranacaksın. Herkesin metabolizması aynı çalışmıyor, başkasının yediğiyle senin işin olmuyor. Sonunda olay denge ve sürdürülebilirlikte bitiyor. Bir gün bile aşırıya kaçınca, ertesi gün telafiye odaklanmak yerine uzun vadeli alışkanlıklara yatırım yapmak lazım.
114