"Yağ yemek kötüdür" mitinin en çok zarar vereni olduğunu düşünüyorum. 90'ların düşük yağlı beslenme çılgınlığı insanları şeker ve rafine karbonhidrat batağına sürükledi, sağlık göstergeleri hep kötüye gitti. Şimdi biliyor muyuz ki kaliteli yağ (zeytinyağı, ceviz, yumurta yolağı) beyin işlevinden hormon dengesi kadar her şeyi düzeltir.
Bir diğer yaygın saçmalık: "Karbonhidrat düşmanıdır" söylemi. Sorun karbonhidrat değil, beyaz unlu ekmek ve işlenmiş gıdalar. Tam tahıl, patates, muz yemenin vücudunda hiçbir sorunu yok. Atletler bunu zaten biliyor, beslenme danışmanları da.
Protein çılgınlığı da aşırılığa kaçtı. Günde 200 gram protein tüketmeye ihtiyaç duyan kişi sayısı çok az. Ortalama insan kilogramı başına 1.6 gram civarı yeterli, sporcu olmadığın sürece 120 gram fazlasıyla yetecektir.
En tehlikeli mit ise "doğal" ve "organik" etiketinin otomatik olarak sağlıklı demek olması. Organik şeker yine şeker, doğal yağ yine kaloridir. Etiket değil, içerik önemli.
Bir diğer yaygın saçmalık: "Karbonhidrat düşmanıdır" söylemi. Sorun karbonhidrat değil, beyaz unlu ekmek ve işlenmiş gıdalar. Tam tahıl, patates, muz yemenin vücudunda hiçbir sorunu yok. Atletler bunu zaten biliyor, beslenme danışmanları da.
Protein çılgınlığı da aşırılığa kaçtı. Günde 200 gram protein tüketmeye ihtiyaç duyan kişi sayısı çok az. Ortalama insan kilogramı başına 1.6 gram civarı yeterli, sporcu olmadığın sürece 120 gram fazlasıyla yetecektir.
En tehlikeli mit ise "doğal" ve "organik" etiketinin otomatik olarak sağlıklı demek olması. Organik şeker yine şeker, doğal yağ yine kaloridir. Etiket değil, içerik önemli.
93