Türk kahvesi ritüelleri deyince aklıma ilk gelen şey, olayın kendisinin kahveden taşması. Yani mesele sadece kahvenin tadı değil, çevresinde dönen şov, dram, tiyatro. Gaziantep’te büyüdüm, evimizde pazar sabahı kahve günüydü. Annem kural koyardı: Cezveyi kim ocağa koyarsa o kişi sonuna kadar başında bekleyecek. Bir kere 2003’te kahveyi koyup mutfağa unuttuğumda, annem cezvede kabaran kahvenin taşmasından dolayı bana resmen bir hafta kahve yasağı verdi. Ritüel dediğin, bazen evin içindeki minik otoriteye de hizmet ediyor.
Kahveyi içmenin bile kuralı var. Fincan öyle pat diye tutulmaz. Önce fincanı çevirene kadar altındaki o ince tabak kayar gider, bir taşkınlık olur. Babam sinirlenir, “Kahve köpüğünü bozma” diye uyarırdı. Köpük kutsal. Hatta 2010’da Gaziantep Bakırcılar Çarşısı’ndan yeni bir cezve alınca, annem ilk kahveyle köpüğü saydı resmen. “Bu cezve iyiymiş, köpüğü taş gibi” diye dünyaları fethetmiş gibi sevindi. O günden sonra eski cezve köşeye atıldı, mutfakta taht değişimi yaşandı.
Şimdi şu köpüklü mevzusuna takığım. Kafede Türk kahvesi ısmarladığımda bazen köpüksüz geliyor. Garsonu çağırıp “Bunu makineden mi yaptınız?” diye soruyorum. Bazen surat asıyorlar, “Makine yapıyor artık abla” diyorlar. Benim için Türk kahvesi, makineyle yapılınca direk ruhunu kaybediyor. Ocağın sesi, kahvenin fokurdaması, köpüğü üstten kaşıkla almak. Bunlar yoksa, tören bitmiş, sadece kafein kalmış gibi geliyor.
Bir de şu kahve falı muhabbeti var. Annem, teyzemler, oturup fincanı kapatıyorlar. 2012’de bir bayramda herkes sıraya girip fal bekledi. Kırk yıl hatırı var ya, o hatır kahveden çok dedikoduya çıkıyor sanki. “Bak burada bir yol var, para geliyor” deyince herkesin morali düzeliyor. Kahvenin kendisi kadar, sonrasında yapılan fal sohbeti de bu ritüelin en eğlenceli kısmı.
Ama bak, şu modern kahve dükkanlarında Türk kahvesine yapılan muameleye gıcığım. Fincan kocaman, köpük yok, yanında çikolata var. Kardeşim, ben Antep’te büyüdüm, yanına bir parça lokum dışında bir şey konmazdı. Çikolatayla kahve ne alaka? Fiyat desen almış başını gitmiş. 2024’te bir mekanda Türk kahvesine 60 lira verdim, geldiğinde hem köpüksüz hem soğuk. İki yudumda sinirim bozuldu.