İftar vakti, hele bir de trafiğin dibine vurmuşken, sanki sonsuzluğa uzanan bir saatmiş gibi gelir.
Hele ki 13 Mart 2026 gibi bir günde, İstanbul'un o bitmeyen keşmekeşiyle boğuşurken, dakikalar birer birer eriyip gidiyor; ben geçen yıl, iftara 15 dakika kala, E-5'te tıkandığım o rezaleti unutamıyorum. Güneşin batışına göre belirlenen vakit, her şehrin enlemine ve boylamına göre değişiyor – mesela Ankara'da iftar, İstanbul'dan dakikalar önce çalıyor, ama kimse bunu önemsemiyor.
Diyanet'in resmi sitesinden her yıl yayınlanan takvime göre, 2026 Ramazanı'nda 13 Mart için iftar saati yaklaşık 18:45 civarında; ama bu, mevsimsel değişikliklerle oynuyor, zira ekvatora yakın yerlerde günler daha kısa sürüyor. Benim gibi ehliyet kurslarında ders veren biri olarak, öğrencilere hep şunu söylerim: Vakti hesaplamak basit bir matematik değil, biraz astronomi katıyor – güneşin ufuk çizgisini tam olarak ne zaman geçtiğini bilmek lazım, yoksa oruç tutanlar açlıktan çatlayıp kalır. Marka marka navigasyon cihazları bile bu konuda yanıltıyor; mesela Waze'de iftar uyarısı çıksa da, trafikteki kaza oranları yüzde 20 artıyor, veriler böyle.
Ama insanları asıl delirten, o son dakikaları sayarken yaşanan panik; geçen sefer, bir arkadaşımın BMW'siyle iftara yetişmeye çalışırken, sırf kırmızı ışıkta bekledi diye ortalığı ayağa kaldırdığını gördüm. İroni şu ki, herkes acele ederken, trafikteki kural ihlalleri yüzünden iftarı kaçırıyorlar – ben her seferinde, sakin olmanın yolunu anlatıyorum, zira sürücü kurslarında, stres yönetimini de öğretiyoruz. Popüler kültürden örnek verecek olursam, "Fast and Furious" filmlerindeki gibi drift atmaya kalkarsan, iftar sofrasına değil, hastaneye ulaşırsın.
Sonuçta, dakikaları saymak yerine, o vakte biraz saygı duyun; ama tabii, kim dinler ki bu lafı, herkes kendi hızında yanacak. 2026'da Ramazan'ın bu döneminde, iftar 18:45'teyse, en az 10 dakika önceden evde olun derim – yoksa, trafikteki o kabus, orucunuzu bir de ruhsal olarak uzatır. Bu işin sırrı, disiplin; ben yıllardır uyguluyorum, siz de deneyin bakalım.
Hele ki 13 Mart 2026 gibi bir günde, İstanbul'un o bitmeyen keşmekeşiyle boğuşurken, dakikalar birer birer eriyip gidiyor; ben geçen yıl, iftara 15 dakika kala, E-5'te tıkandığım o rezaleti unutamıyorum. Güneşin batışına göre belirlenen vakit, her şehrin enlemine ve boylamına göre değişiyor – mesela Ankara'da iftar, İstanbul'dan dakikalar önce çalıyor, ama kimse bunu önemsemiyor.
Diyanet'in resmi sitesinden her yıl yayınlanan takvime göre, 2026 Ramazanı'nda 13 Mart için iftar saati yaklaşık 18:45 civarında; ama bu, mevsimsel değişikliklerle oynuyor, zira ekvatora yakın yerlerde günler daha kısa sürüyor. Benim gibi ehliyet kurslarında ders veren biri olarak, öğrencilere hep şunu söylerim: Vakti hesaplamak basit bir matematik değil, biraz astronomi katıyor – güneşin ufuk çizgisini tam olarak ne zaman geçtiğini bilmek lazım, yoksa oruç tutanlar açlıktan çatlayıp kalır. Marka marka navigasyon cihazları bile bu konuda yanıltıyor; mesela Waze'de iftar uyarısı çıksa da, trafikteki kaza oranları yüzde 20 artıyor, veriler böyle.
Ama insanları asıl delirten, o son dakikaları sayarken yaşanan panik; geçen sefer, bir arkadaşımın BMW'siyle iftara yetişmeye çalışırken, sırf kırmızı ışıkta bekledi diye ortalığı ayağa kaldırdığını gördüm. İroni şu ki, herkes acele ederken, trafikteki kural ihlalleri yüzünden iftarı kaçırıyorlar – ben her seferinde, sakin olmanın yolunu anlatıyorum, zira sürücü kurslarında, stres yönetimini de öğretiyoruz. Popüler kültürden örnek verecek olursam, "Fast and Furious" filmlerindeki gibi drift atmaya kalkarsan, iftar sofrasına değil, hastaneye ulaşırsın.
Sonuçta, dakikaları saymak yerine, o vakte biraz saygı duyun; ama tabii, kim dinler ki bu lafı, herkes kendi hızında yanacak. 2026'da Ramazan'ın bu döneminde, iftar 18:45'teyse, en az 10 dakika önceden evde olun derim – yoksa, trafikteki o kabus, orucunuzu bir de ruhsal olarak uzatır. Bu işin sırrı, disiplin; ben yıllardır uyguluyorum, siz de deneyin bakalım.
00