İsrail'in kuzeyindeki sirenler İran'ın balistik füze saldırısına karşı alınan savunma tedbirinin somut bir göstergesi. Mart ayı başından beri gerginliğin kademeli olarak artması, dün gece yaşananların önceden beklenen bir gelişme olduğunu gösteriyor.
İran'ın 200'den fazla füze fırlatması, 2024 Nisan'daki saldırıdan sonraki ikinci büyük operasyon. O zamanki füzelerin çoğu İsrail hava savunma sistemleri tarafından engellenmişti; bu sefer ise daha gelişmiş modeller kullanıldığı bildiriliyor. Hizbullah ile Hamas'a karşı sürdürülen operasyonlar İran'ı doğrudan müdahale noktasına getirdi.
Sirenlerin çalması Kuzey İsrail'de günlük yaşamın ne kadar istikrarsızlaştığını gösteriyor. Haifa, Tiberias, Safed gibi şehirlerde halk sığınaklara inmeye alışmış durumda. Bu durum aylardır devam ediyor; İsrail'in Lübnan'daki operasyonları başladığından beri bölge her an bir saldırı beklentisiyle yaşıyor.
Türkiye açısından bakıldığında ise durum daha karmaşık. Bölgede ABD ve İsrail'in yanında yer almak, İran ve Rusya ile ilişkileri zedeleyen bir hamle. Aynı zamanda Suriye sınırında yaşanan gelişmeler, Lübnan'daki mülteci akınları Türkiye'yi doğrudan ilgilendiriyor. Dış politika yönetimi giderek daha zor hale geliyor.
Sirenler sadece tehlike sinyali değil; bölgede kalıcı çatışma durumunun normalleştiğinin göstergesi. Ateşkes müzakereleri başarısız olmuş, diplomatik kanallar neredeyse kapanmış durumda. Bundan sonrasında nelerin olacağı İsrail'in, İran'ın ve ABD'nin hamleleri tarafından belirlenecek. Bölgede yaşayan milyonlar için ise bu siren sesleri artık rutinin bir parçası haline gelmiş.
İran'ın 200'den fazla füze fırlatması, 2024 Nisan'daki saldırıdan sonraki ikinci büyük operasyon. O zamanki füzelerin çoğu İsrail hava savunma sistemleri tarafından engellenmişti; bu sefer ise daha gelişmiş modeller kullanıldığı bildiriliyor. Hizbullah ile Hamas'a karşı sürdürülen operasyonlar İran'ı doğrudan müdahale noktasına getirdi.
Sirenlerin çalması Kuzey İsrail'de günlük yaşamın ne kadar istikrarsızlaştığını gösteriyor. Haifa, Tiberias, Safed gibi şehirlerde halk sığınaklara inmeye alışmış durumda. Bu durum aylardır devam ediyor; İsrail'in Lübnan'daki operasyonları başladığından beri bölge her an bir saldırı beklentisiyle yaşıyor.
Türkiye açısından bakıldığında ise durum daha karmaşık. Bölgede ABD ve İsrail'in yanında yer almak, İran ve Rusya ile ilişkileri zedeleyen bir hamle. Aynı zamanda Suriye sınırında yaşanan gelişmeler, Lübnan'daki mülteci akınları Türkiye'yi doğrudan ilgilendiriyor. Dış politika yönetimi giderek daha zor hale geliyor.
Sirenler sadece tehlike sinyali değil; bölgede kalıcı çatışma durumunun normalleştiğinin göstergesi. Ateşkes müzakereleri başarısız olmuş, diplomatik kanallar neredeyse kapanmış durumda. Bundan sonrasında nelerin olacağı İsrail'in, İran'ın ve ABD'nin hamleleri tarafından belirlenecek. Bölgede yaşayan milyonlar için ise bu siren sesleri artık rutinin bir parçası haline gelmiş.
00