Sabah saat yedide, henüz güneş yeni doğmuşken, Bursa Nilüfer’de fabrika yolundaki daracık virajda bir gürültü koptu. 18 kişilik işçi servisi, önüne çıkan tırı sollayacağım diye uçurumun kenarına fazla yanaşınca, araç kontrolden çıktı ve aşağıya devrildi. Beşi kadın, biri şoför toplam 6 kişi olay yerinde can verdi. Hastaneye kaldırılan 11 işçinin durumu da ağır.
Yolun adı da meşhur: Kavacık Yokuşu. Her yıl aynı yerde en az üç-beş kaza olur, ama kimse yol genişletmeye, bariyer koymaya yanaşmaz. Ucuz etin yahnisi hesabı, servis işi de en ucuz taşımacıya bırakılır. Plaka 16 S 9987. Marka zaten klasik: 2012 model Ford Transit. Emniyet kemeri de yok, hele o sabahın köründe kimse kontrol etmiyor. Şoförün adı Mahmut, 52 yaşında, asgari ücret üstü üç kuruş fazla alıyor diye günde 15 saat direksiyon sallıyor.
Olay yerine gelen patronlar klasik cümleleri sıraladı: “Çok üzgünüz, tüm imkanlarımızı seferber ettik.” Tabii, bir de işçileri taşımak için ayıracakları ek 10 lira maliyeti “fahiş” bulduklarını unutup. Belediye desen, “İnceleme başlatıldı” deyip üç gün sonra unutacak. Şoförün yorgunluğunu, aracın eski lastiklerini, sabahın ayazını; hepsini geçtim, o yolda yıllardır bir tane radar yok.
Çalışanın hayatta kalması, ucuz işgücü piyasasında hâlâ lükse giriyor bu ülkede. “Sigorta primlerini düzgün yatırdık mı?”ya gösterilen özen, insanların gerçekten sağ salim işe varmasına gösterilmiyor. 2022’de, sadece Bursa’da 17 işçi servisi kazası yaşanmış. Sonuç? Üç kuruş daha fazla kar için, insanların sabahına kefen biçiliyor resmen.
Kazayı görenlerden biri, 3. vardiyadan çıkan Ali: “Her sabah dua ediyoruz abi, bu yolda bir gün öleceğiz diye.” diyordu ambulans beklerken. Kimse çıkıp da “Neden bu araçlar hurdalıktan çıkma, neden yollar böyle dar, neden denetim yok?” diye hesap sormuyor. Herkes “kader” deyip geçiyor, çünkü başka açıklaması yok gibi davranıyorlar.
Ama işin özeti şu: O serviste ölenler bir sayı değil, bir istatistik değil. Dün simitini çaya banan, akşam çocuğuna harçlık ayıran insanlar. Bir sabah daha fazla kâr uğruna, ucuzluk rekorları kıran taşımacıların, gözünü kapayan denetçilerin kurbanı oldular. Utanmadan “kaza” diyorlar, sanki önlenemez bir doğa olayıymış gibi. Yarın bir başka serviste, başka bir şehirde aynı şey yaşanacak. Herkes yine üç maymunu oynayacak.
İşçi sağlığı diyenler, sadece 1 Mayıs’ta Twitter’dan hashtag açmayı bırakıp, şu yolun gerçekten neden düzelmediğini, bu araçların neden hala trafikte olduğunu sorgulasa… Birileri de hesap verse. Ama nerde?
Yolun adı da meşhur: Kavacık Yokuşu. Her yıl aynı yerde en az üç-beş kaza olur, ama kimse yol genişletmeye, bariyer koymaya yanaşmaz. Ucuz etin yahnisi hesabı, servis işi de en ucuz taşımacıya bırakılır. Plaka 16 S 9987. Marka zaten klasik: 2012 model Ford Transit. Emniyet kemeri de yok, hele o sabahın köründe kimse kontrol etmiyor. Şoförün adı Mahmut, 52 yaşında, asgari ücret üstü üç kuruş fazla alıyor diye günde 15 saat direksiyon sallıyor.
Olay yerine gelen patronlar klasik cümleleri sıraladı: “Çok üzgünüz, tüm imkanlarımızı seferber ettik.” Tabii, bir de işçileri taşımak için ayıracakları ek 10 lira maliyeti “fahiş” bulduklarını unutup. Belediye desen, “İnceleme başlatıldı” deyip üç gün sonra unutacak. Şoförün yorgunluğunu, aracın eski lastiklerini, sabahın ayazını; hepsini geçtim, o yolda yıllardır bir tane radar yok.
Çalışanın hayatta kalması, ucuz işgücü piyasasında hâlâ lükse giriyor bu ülkede. “Sigorta primlerini düzgün yatırdık mı?”ya gösterilen özen, insanların gerçekten sağ salim işe varmasına gösterilmiyor. 2022’de, sadece Bursa’da 17 işçi servisi kazası yaşanmış. Sonuç? Üç kuruş daha fazla kar için, insanların sabahına kefen biçiliyor resmen.
Kazayı görenlerden biri, 3. vardiyadan çıkan Ali: “Her sabah dua ediyoruz abi, bu yolda bir gün öleceğiz diye.” diyordu ambulans beklerken. Kimse çıkıp da “Neden bu araçlar hurdalıktan çıkma, neden yollar böyle dar, neden denetim yok?” diye hesap sormuyor. Herkes “kader” deyip geçiyor, çünkü başka açıklaması yok gibi davranıyorlar.
Ama işin özeti şu: O serviste ölenler bir sayı değil, bir istatistik değil. Dün simitini çaya banan, akşam çocuğuna harçlık ayıran insanlar. Bir sabah daha fazla kâr uğruna, ucuzluk rekorları kıran taşımacıların, gözünü kapayan denetçilerin kurbanı oldular. Utanmadan “kaza” diyorlar, sanki önlenemez bir doğa olayıymış gibi. Yarın bir başka serviste, başka bir şehirde aynı şey yaşanacak. Herkes yine üç maymunu oynayacak.
İşçi sağlığı diyenler, sadece 1 Mayıs’ta Twitter’dan hashtag açmayı bırakıp, şu yolun gerçekten neden düzelmediğini, bu araçların neden hala trafikte olduğunu sorgulasa… Birileri de hesap verse. Ama nerde?
00