Asker ölüyor, onun yaptığı iş yaşıyor—ama eğer mirasçıları bilemiyorsan bu işin bir kıymeti kalıyor mu? Kurtuluş Savaşı'ndan yaklaşık yüz yıl sonra, kimliği belirlenen üç asker için İstiklal Madalyası verilmesinin kararlaştırılması bu açıdan önemli. Çünkü hali hazırda bu ödülü almış olanların kaydı mevcutken, unutulanların hatırlanması başka bir anlam taşıyor.
Türk tarihçiliğinde arşiv çalışması yapan insanlar bilir—Kurtuluş Savaşı'ndaki kayıtlar ne kadar eksik. Bazı askerler hiç yazılmamış, bazıları yanlış isimle geçmiş, bazıları ise sadece şahit ifadeleriyle hatırlanıyor. Bu üç askerin mirasçılarının belirlenmesi demek, birisi oturmuş, belki yıllar harcamış, belki de bir aile arşivinde eski fotoğrafı bulmuş demek.
Madalya vermek sembolik görünebilir ama değil. Devletin bir insanı resmi olarak tanıması, onun ölüsüne saygı göstermesi, mirasçılarına da onun değerli olduğunu söylemesi—bu çok somut bir şey. Hele de bugünün Türkiye'sinde tarihine karşı kayıtsız nesiller varken, böyle hamleler önemli kalıyor.