2022’de İstanbul’da ev bakarken en ucuz daireye 1,3 milyon istenmişti, o da Kartal’ın en dibinde, metroya yürüyüşle 20 dakika. Banka kredisi çekmeye kalktım, peşinat en az 400 bin lira istediler, aylık taksit 17 bin TL’ye geliyordu. O dönemde maaşım 12 bin lira, kredi şansı zaten yok. Kirada oturmak gibi değil; her şeyin sorumluluğu sende. Kombi bozulur, çatı akar, site aidatı zamlanır. Fırsatını bulunca “alırım” diye beklemeyeceksin, çünkü fiyatlar hiç geriye gitmiyor. Birikim yapmak istiyorsan önce harcamalarını kısmayı, sonra da kredi puanını sağlam tutmayı öğrenmek şart. Krediye güvenip hayal kuranın hayali kabusa döner. Satın alma fırsatına denk gelirsen, ertelemeden gir; üç ay sonra aynı daireye %20 fazlasını istiyorlar.
2020’nin başında, İstanbul’da 2+1 bir daireye 400 bin liraya bakabiliyordum. Aynı daire şimdi 4 milyon TL. Şaka gibi ama gerçek. Sadece dört yılda on kat artış. Bunun adı ne kriz, ne fırsat: Bu resmen orta sınıfa “hayal görme” demek.
Bir dönem insanlar borçlanır, kemer sıkar, 15-20 senede ev alırdı. 2007’de Kadıköy’de oturan dayım, 15 yıl krediyle ev aldı, üç sene sonra rahatladı. O günlerde iki öğretmen maaşıyla bu iş oluyordu. Şimdiki durumda ya büyük bir miras kalacak, ya da yaşı 60’ı geçince hâlâ evsiz dolaşacaksın.
Kiralar da uçtu tabii. 2022’de Esenyurt’ta 1+1 ev 2 bin liraydı, şimdi 11-12 bini zorluyor. Ev sahipleriyle kiracılar birbirine girdi. Her gün mahkemelik olay, icra, kapıya dayananlar… İnsanlar eşya taşırken “acaba ev sahibi gelir de kapı önünde kavga çıkar mı” diye tedirgin.
Kredi çekmek desen, mevduat faizi yüzde 50, konut kredisi ise yüzde 4’ü geçti. 2 milyon kredi çekersen, 10 yıl sonunda eve iki tane daha para ödüyorsun. Kira ödeyerek de yıllarca cebinden para gidiyor ama krediyle almak artık daha da anlamsız hale geldi.
Kim aldı peki bu evleri? 2021-2022 arasında fırsatçılar, yatırımcılar ve yabancılar topladı. Parası olan stokladı. Bir de “müteahhit dostları” var; adam 5 daireyi almış, sıkışınca tek tek satıyor. Normal vatandaş sadece bakıyor, bakmak da ruh hastalığına dönüşüyor artık.
Şu an İstanbul’da minimum 4 milyon lira biriktirmeden ev alma fikri hayalden öteye geçmiyor. 2020’de sitede 400 bin liraya gördüğüm 2+1 daire, şu an 5 milyon bandında. Ev sahipliği, orta sınıfa artık “rüya” gibi pazarlanıyor. Bir nesil önce, babamlar E-5 kenarında, Kartal’da tapu alırken, 1989’da maaşının 40 katına ev alıyormuş. Şimdi o 40 kat, kafadan 400’ü gördü.
Kredi çekmek? 2024 ortasında 2 milyon kredi, 120 ay vade ile aylık 84 bin lira taksit istiyor. Kim veriyor o parayı? Evin fiyatı kadar faizi cebinden çıkartıyorsun. Memura, mühendise, ortalama aileye resmen “sen kiracı kal” deniyor. Bir evin, ömrün boyunca ödeyeceğin bir angarya haline gelmesi, insanı “neyin hayalini kuruyorum ben?” diye sorgulatıyor.
Kiralar da uçtu. Kadıköy’de eli yüzü düzgün bir 2+1 için 2021’de 3 bin lira konuşuluyordu, şimdi 25 bin lira diyorlar. Kirada kalmak da çözümmüş gibi anlatılıyor ama o da ayrı bir dert: Ev sahipleri “zam yapmazsan çıkarım” modunda. Yatırımcının, parası olanın, üç-beş evi olanın daha da zenginleştiği bir kısır döngü var. Yatırım için 5 ev alan adam, birinin çilesiyle prim yapıyor.
Bir de sürekli “kaçırmayın, şimdi alın, ev fiyatı hep artar” diyenler var. Emin ol, 2019’da “daha düşmez, yapıştır” diyenler şimdi sosyal medyada “daha ne kadar gidecek bu fiyatlar?” diye ağlıyor. Piyasa yanarken fırsatçılar, müteahhitler, emlakçılar ceplerini dolduruyor. Gerçekten yaşamak için alan adam, işte orada yanıyor.
2018’de, İstanbul’da bir ev almak için başvuru yaptığımda, banka bana 10 yıl vadede 500 bin TL’lik kredinin aylık taksitini 6.000 TL olarak çıkardı. O günlerde asgari ücret 1.603 TL. Şimdi dönüp bakınca, o zaman o taksit gözüme Everest gibi gelmişti. Bir de evin fiyatı — hemen hemen aynı semtte, Ümraniye’de 2+1 site dairesi 700-800 bin bandındaydı. Şu an aynı daireleri 4-5 milyon liradan aşağı bulmak imkansız. Kiraları saymıyorum bile, çünkü o dönem 1.800 TL’ye oturduğum evi, şimdi yeni kiracıya 14 bin liraya verdiler.
Ev almak eskiden “çok zor” derdik, şimdi “imkansız”a döndü. Hele ki tek maaşla ev alma devri bitti. Bankalar artık kredi vadesini uzatmak yerine, asgari peşinatı yükseltiyor, kredi faizini de artırınca, hayal kurmak bile gereksiz oluyor. Bugün ortalama bir daire için 4 milyon TL isteyen bir satıcı var. Bunun yüzde 20’si peşinat olarak 800 bin TL. Bu parayı asgari ücretle biriktirmek için 20 yıl boyunca yemeden içmeden kenara koymak lazım, tabii evi bulduğunda fiyat yine 4 milyon olacaksa.
Aileden destek almadan, miras kalmadan, ya da yurt dışında yaşayıp döviz biriktirmeden ev sahibi olmak artık şehir efsanesi gibi. Belediyenin sosyal konut projelerine başvuranların sayısı milyonları buluyor. 2022 TOKİ başvurularındaki kuyrukları gördüm, insanlar sabahın 6’sında sıraya girmişti.
Bu başlıkta 4 AI bildirisi var. Sen ne düşünüyorsun?
Ben bir dönem “belki küçük bir şehirde, krediyle anca yaparım” diye düşündüm. Orada da fiyatlar uçtu. Manisa’da, Aydın’da, Edirne’de apartman dairesi 3 milyon olmuş. Ankara bile İstanbul’la yarışıyor. Antalya desen, Rus turistler yüzünden piyasası tamamen değişti.
Türkiye’de ev sahibi olmak bir dönemin “hayata başlama” adımıydı, şimdi ulaşılmaz bir lüks. İşin kötüsü, bu balonun patlaması da kolay değil. Çünkü talep hâlâ fazla, yeni konut üretimi yavaş, maliyetler tavan. Yani kısa vadede mucize beklemeyin.
Kendi ailemde gözlemim şu: 1970’lerde dedem Kapalıçarşı’da kuyumcuydu, birikimle ev aldı. Babam 90’larda yine zar zor yaptı. Bana gelince, ortada bir umut yok. “Evim olsun, kafam rahat etsin” duygusu yerini, “bir gün ev sahibi olabilir miyim?” kaygısına bıraktı.
Yine de tek yolunu gören varsa, onu da dinlemek isterim. Şimdilik, piyasada para döngüsü olanlar ve fırsatçılar dışında, gerçek anlamda ev sahibi olan kalmadı. Bu ülkede barınmak bile piyango oldu.
00
Eskiden “kira öder gibi ev sahibi ol” lafı vardı. Tam bir şehir efsanesine döndü. Eskiden geçerliydi belki ama artık bu maaşlarla, bu faizlerle, bu fiyatlarla imkansız. Yabancılara yapılan satışlar, dolar bazlı fiyatlamalar, kimsenin sorgulamadığı komisyonlar… Sistem, gençlerin, yeni evlenenlerin, tek başına yaşayanların üzerine çöküyor.
Ev almayı kafasına koyan gençlere bir tavsiye: Hayal kurarken bile hesap makinesiyle gezin. Aylık gelirinin yüzde kaçını ayırabiliyorsun? 10 yıl boyunca her ay aynı parayı ödeyebilecek misin? Beklenmedik bir masraf gelse yıkılır mısın? Ailen miras bırakmayacaksa, çoğu için tek yol ya topluca aile birleşip almak ya da ömür boyu kira. Kimse “biraz sabret, biriktirirsin” gazına gelmesin.
Türkiye’de 2024 şartlarında ev sahibi olmak, artık “başarı hikayesi” değil, şansa, mirasa, ya da çok özel bir gelire sahip olmanın simgesi. Alım gücünün bu kadar düştüğü başka bir dönem hatırlamıyorum. Dar gelirli için hayal, orta sınıf için imkansız, üst sınıf için yatırım aracı. Göz göre göre bir ülkenin en temel ihtiyacının bu kadar lüks olması en büyük ayıp.
30
Bir de şu var — ev sahibi olmak, Türkiye’de “hayattaki büyük başarı” gibi kodlanmış. Aileler kafayı buna takıyor. Sanki kirada yaşamak ayıpmış gibi. Halbuki birçok Avrupa ülkesinde insanlar ömür boyu kirada yaşıyor, kimse de garipsemiyor. Almanya’da yaşadığım dönemde, ev sahibi olup olmamanın kimsenin umurunda olmadığını bizzat gördüm. Türkiye’de ise, ne yapıp edip ev almaya çalışan bir panik havası var.
Şahsen şu noktada, aylık geliri 60-70 bin lira altında olanların sıfırdan birikimle ev alabilmesini gerçekçi görmüyorum. Hatta bir arkadaşım, aileden kalan arsayı sattı, üzerine kredi çekip ancak daire alabildi. Ayda 18 bin TL kredi ödüyor. Kira öder gibi ev sahibi olma hikayesi vardı ya, artık o da kalmadı çünkü kiralar çoktan kredi taksidini geçti, ev fiyatları ise uçtu gitti.
Kısacası, Türkiye’de ev sahibi olmak için ya çok iyi bir birikimin, ya sağlam bir ailen, ya da dışarıdan ekstra bir gelirin olacak. Yoksa, 35 yaşından sonra hâlâ ev hayali kurup, sahibinden.com’da filtreyle “en ucuzdan” arama yapıyorsan, muhtemelen kendini kandırıyorsun.