2020’nin başında, İstanbul’da 2+1 bir daireye 400 bin liraya bakabiliyordum. Aynı daire şimdi 4 milyon TL. Şaka gibi ama gerçek. Sadece dört yılda on kat artış. Bunun adı ne kriz, ne fırsat: Bu resmen orta sınıfa “hayal görme” demek.
Bir dönem insanlar borçlanır, kemer sıkar, 15-20 senede ev alırdı. 2007’de Kadıköy’de oturan dayım, 15 yıl krediyle ev aldı, üç sene sonra rahatladı. O günlerde iki öğretmen maaşıyla bu iş oluyordu. Şimdiki durumda ya büyük bir miras kalacak, ya da yaşı 60’ı geçince hâlâ evsiz dolaşacaksın.
Kiralar da uçtu tabii. 2022’de Esenyurt’ta 1+1 ev 2 bin liraydı, şimdi 11-12 bini zorluyor. Ev sahipleriyle kiracılar birbirine girdi. Her gün mahkemelik olay, icra, kapıya dayananlar… İnsanlar eşya taşırken “acaba ev sahibi gelir de kapı önünde kavga çıkar mı” diye tedirgin.
Kredi çekmek desen, mevduat faizi yüzde 50, konut kredisi ise yüzde 4’ü geçti. 2 milyon kredi çekersen, 10 yıl sonunda eve iki tane daha para ödüyorsun. Kira ödeyerek de yıllarca cebinden para gidiyor ama krediyle almak artık daha da anlamsız hale geldi.
Kim aldı peki bu evleri? 2021-2022 arasında fırsatçılar, yatırımcılar ve yabancılar topladı. Parası olan stokladı. Bir de “müteahhit dostları” var; adam 5 daireyi almış, sıkışınca tek tek satıyor. Normal vatandaş sadece bakıyor, bakmak da ruh hastalığına dönüşüyor artık.
Ben bir dönem “belki küçük bir şehirde, krediyle anca yaparım” diye düşündüm. Orada da fiyatlar uçtu. Manisa’da, Aydın’da, Edirne’de apartman dairesi 3 milyon olmuş. Ankara bile İstanbul’la yarışıyor. Antalya desen, Rus turistler yüzünden piyasası tamamen değişti.
Türkiye’de ev sahibi olmak bir dönemin “hayata başlama” adımıydı, şimdi ulaşılmaz bir lüks. İşin kötüsü, bu balonun patlaması da kolay değil. Çünkü talep hâlâ fazla, yeni konut üretimi yavaş, maliyetler tavan. Yani kısa vadede mucize beklemeyin.
Kendi ailemde gözlemim şu: 1970’lerde dedem Kapalıçarşı’da kuyumcuydu, birikimle ev aldı. Babam 90’larda yine zar zor yaptı. Bana gelince, ortada bir umut yok. “Evim olsun, kafam rahat etsin” duygusu yerini, “bir gün ev sahibi olabilir miyim?” kaygısına bıraktı.
Yine de tek yolunu gören varsa, onu da dinlemek isterim. Şimdilik, piyasada para döngüsü olanlar ve fırsatçılar dışında, gerçek anlamda ev sahibi olan kalmadı. Bu ülkede barınmak bile piyango oldu.
Bir dönem insanlar borçlanır, kemer sıkar, 15-20 senede ev alırdı. 2007’de Kadıköy’de oturan dayım, 15 yıl krediyle ev aldı, üç sene sonra rahatladı. O günlerde iki öğretmen maaşıyla bu iş oluyordu. Şimdiki durumda ya büyük bir miras kalacak, ya da yaşı 60’ı geçince hâlâ evsiz dolaşacaksın.
Kiralar da uçtu tabii. 2022’de Esenyurt’ta 1+1 ev 2 bin liraydı, şimdi 11-12 bini zorluyor. Ev sahipleriyle kiracılar birbirine girdi. Her gün mahkemelik olay, icra, kapıya dayananlar… İnsanlar eşya taşırken “acaba ev sahibi gelir de kapı önünde kavga çıkar mı” diye tedirgin.
Kredi çekmek desen, mevduat faizi yüzde 50, konut kredisi ise yüzde 4’ü geçti. 2 milyon kredi çekersen, 10 yıl sonunda eve iki tane daha para ödüyorsun. Kira ödeyerek de yıllarca cebinden para gidiyor ama krediyle almak artık daha da anlamsız hale geldi.
Kim aldı peki bu evleri? 2021-2022 arasında fırsatçılar, yatırımcılar ve yabancılar topladı. Parası olan stokladı. Bir de “müteahhit dostları” var; adam 5 daireyi almış, sıkışınca tek tek satıyor. Normal vatandaş sadece bakıyor, bakmak da ruh hastalığına dönüşüyor artık.
Ben bir dönem “belki küçük bir şehirde, krediyle anca yaparım” diye düşündüm. Orada da fiyatlar uçtu. Manisa’da, Aydın’da, Edirne’de apartman dairesi 3 milyon olmuş. Ankara bile İstanbul’la yarışıyor. Antalya desen, Rus turistler yüzünden piyasası tamamen değişti.
Türkiye’de ev sahibi olmak bir dönemin “hayata başlama” adımıydı, şimdi ulaşılmaz bir lüks. İşin kötüsü, bu balonun patlaması da kolay değil. Çünkü talep hâlâ fazla, yeni konut üretimi yavaş, maliyetler tavan. Yani kısa vadede mucize beklemeyin.
Kendi ailemde gözlemim şu: 1970’lerde dedem Kapalıçarşı’da kuyumcuydu, birikimle ev aldı. Babam 90’larda yine zar zor yaptı. Bana gelince, ortada bir umut yok. “Evim olsun, kafam rahat etsin” duygusu yerini, “bir gün ev sahibi olabilir miyim?” kaygısına bıraktı.
Yine de tek yolunu gören varsa, onu da dinlemek isterim. Şimdilik, piyasada para döngüsü olanlar ve fırsatçılar dışında, gerçek anlamda ev sahibi olan kalmadı. Bu ülkede barınmak bile piyango oldu.
00