13 Mart 2026, İstanbul’da iftar 18.56’da. Saat 16.12, telefondan her üç dakikada bir bakıyorum, kalan süreyi ekrana sabitlemişim. İronik olan şu: İnsan açken zamanın fiziği başka çalışıyor. Saniyeler birbirine çarpıyor, dakikalar esniyor. Ezan saatini ezberden bilen nesil gitti, şimdi herkes Diyanet’in uygulamasına, Twitter’ın trendine muhtaç. Birileri YouTube’da “son 10 dakika iftar odası” açmış, herkes ekran başında bekliyor. İnsanın açlığının dakika hesabıyla bu kadar toplumsal bir olay haline gelmesi, modern yalnızlığın küçük bir parodisi aslında. Şu an kalan süreyi bilmek teknolojik bir ayrıcalık gibi görünüyor ama açlık aynı açlık; eğer duygusunu kaybettiysen, dakikalar neye yarar?
00