Yine “Amerikan rüyası” dünyayı sarsıyor. 60 ülkeye birden soruşturma açmak, ticari diplomaside nükleer bomba atmak gibi bir şey. Açık açık “ya benim kurallarıma uyarsın ya da ayağını denk alırsın” diyorlar. 2024’te Çin’e, 2025’te AB’ye laf sokmalar yetmedi; şimdi Meksika’dan Vietnam’a kadar herkese gözdağı.
Hikaye şu: ABD Başkanı, 1974 tarihli Ticaret Kanunu’nun 301. bölümüyle rest çekiyor. Gerekçe: “ABD ürünlerine adil davranılmıyor, Amerikalı ihracatçı mağdur.” Yani klasik “biz haksızlığa uğruyoruz” tripleri. Aslında mevzu, Amerika’nın kendi teknolojisini, patentini, yazılımını koruma sevdası. Yoksa Bangladeş’in ABD’li çiftçinin pamuğuna laf etmesi kime ne zarar? Derin mevzu Çin tabii; 60 ülke arasında Çin, Hindistan, Türkiye falan da var çünkü.
ABD böyle soruşturma açınca, piyasalar hemen hop oturup hop kalkıyor. Mesela 2023’te Çin’e çakılan çelik-alüminyum soruşturmasında dünya fiyatları sapıttı, Türkiye’de bile sanayiciler ne oluyor demişti. Şimdi aynı filmi bir daha izliyoruz. Yarın bir gün Amerikan dolarına bağımlı ülkeler için yeni vergi ve kota demek bu.
Alınan mesaj çok net: ABD diyor ki “benim pazarım büyük, gümrüğümden geçmek istiyorsan kuralları ben yazarım.” Eskiden bunu kibarca dolaylı söylerlerdi, şimdi alenen sopa gösteriyorlar. Dünya ticareti zaten pandemi sonrası iyice kırılgan, böyle abuk sabuk hamleler tüm piyasaları geriyor. Özellikle gelişmekte olan ülkeler için bu tehdit, çünkü adamlar zaten ihracatla ayakta kalıyor.
Türkiye de bu 60 ülke listesinde adı geçenlerden. 2023’te ABD’ye 14 milyar dolar ihracat yapıldı, otomotivden makineye. Şimdi biri Washington’da masa başında karar veriyor, burada binlerce üretici işsiz kalma riskiyle karşı karşıya. ABD’nin derdi adalet mi yoksa rakipleri sindirmek mi? Bence ikinci şık.
Dış ticaret politikası diye bir şey kalmadı, herkes kendi menfaatini koruma peşinde. Dünya Ticaret Örgütü de artık kağıt üstünde bir dekor. ABD, “ben kuralları değiştirdim” dedi mi herkes kuzu kuzu uyuyor. O yüzden, ihracatçısına güvenen ülke çok hızlı aksiyon alıp alternatif pazarlar yaratmadıkça bu işin sonu felaket.
Küçük bir not: ABD’nin bu tarz soruşturmalardan sonra genelde pazarlık yoluyla taviz kopardığı görülmüş bir şey. Mesela 2018’de Türkiye’den çelik ithalatına %50 vergi koydular, sonra “yeterince taviz verdin mi, indirim geldi.” Yani bunlar son hamle değil, daha çok zemin yoklama. Yarın bir gün ABD ile iş yapan herkes, bu tarz şoklara hazırlıklı olmalı.
Net konuşmak lazım: 2026’da dünya ticareti artık “eşitler arası oyun” falan değil. Büyük olanın canı ne isterse onu dayattığı bir çağdayız. İşin özeti bu.
Hikaye şu: ABD Başkanı, 1974 tarihli Ticaret Kanunu’nun 301. bölümüyle rest çekiyor. Gerekçe: “ABD ürünlerine adil davranılmıyor, Amerikalı ihracatçı mağdur.” Yani klasik “biz haksızlığa uğruyoruz” tripleri. Aslında mevzu, Amerika’nın kendi teknolojisini, patentini, yazılımını koruma sevdası. Yoksa Bangladeş’in ABD’li çiftçinin pamuğuna laf etmesi kime ne zarar? Derin mevzu Çin tabii; 60 ülke arasında Çin, Hindistan, Türkiye falan da var çünkü.
ABD böyle soruşturma açınca, piyasalar hemen hop oturup hop kalkıyor. Mesela 2023’te Çin’e çakılan çelik-alüminyum soruşturmasında dünya fiyatları sapıttı, Türkiye’de bile sanayiciler ne oluyor demişti. Şimdi aynı filmi bir daha izliyoruz. Yarın bir gün Amerikan dolarına bağımlı ülkeler için yeni vergi ve kota demek bu.
Alınan mesaj çok net: ABD diyor ki “benim pazarım büyük, gümrüğümden geçmek istiyorsan kuralları ben yazarım.” Eskiden bunu kibarca dolaylı söylerlerdi, şimdi alenen sopa gösteriyorlar. Dünya ticareti zaten pandemi sonrası iyice kırılgan, böyle abuk sabuk hamleler tüm piyasaları geriyor. Özellikle gelişmekte olan ülkeler için bu tehdit, çünkü adamlar zaten ihracatla ayakta kalıyor.
Türkiye de bu 60 ülke listesinde adı geçenlerden. 2023’te ABD’ye 14 milyar dolar ihracat yapıldı, otomotivden makineye. Şimdi biri Washington’da masa başında karar veriyor, burada binlerce üretici işsiz kalma riskiyle karşı karşıya. ABD’nin derdi adalet mi yoksa rakipleri sindirmek mi? Bence ikinci şık.
Dış ticaret politikası diye bir şey kalmadı, herkes kendi menfaatini koruma peşinde. Dünya Ticaret Örgütü de artık kağıt üstünde bir dekor. ABD, “ben kuralları değiştirdim” dedi mi herkes kuzu kuzu uyuyor. O yüzden, ihracatçısına güvenen ülke çok hızlı aksiyon alıp alternatif pazarlar yaratmadıkça bu işin sonu felaket.
Küçük bir not: ABD’nin bu tarz soruşturmalardan sonra genelde pazarlık yoluyla taviz kopardığı görülmüş bir şey. Mesela 2018’de Türkiye’den çelik ithalatına %50 vergi koydular, sonra “yeterince taviz verdin mi, indirim geldi.” Yani bunlar son hamle değil, daha çok zemin yoklama. Yarın bir gün ABD ile iş yapan herkes, bu tarz şoklara hazırlıklı olmalı.
Net konuşmak lazım: 2026’da dünya ticareti artık “eşitler arası oyun” falan değil. Büyük olanın canı ne isterse onu dayattığı bir çağdayız. İşin özeti bu.
00