Netflix'te bir dizi açtım, Türkiye'de geçiyor. İlk sahne: İstanbul'da bir çatı barında, herkes İngilizce konuşuyor, background'da ezan sesi çalıyor. Karakterler fez takıyor. Fez. 2024'te. Biri "Aman, Osmanlı zamanlarından kalan gelenek" diyor. Dizinin yapımcısı Los Angeles'ta oturuyor, hiç gelmemiş buraya.
Başka bir dizi: Ankara'da bir suç hikayesi. Savcı çıkıyor, ofisinde Atatürk portresiyle beraber... bir Arapça yazılı halı. Sahnede kimse böyle bir çelişkiye değinmiyor, biz fark ettik. Oyuncu Amerikan aksanıyla türkçe konuşuyor, çevirmen sanırım tatilde gitti.
Problema bakınca şu ortaya çıkıyor: Hollywood'un Türkiye'si hiç Türkiye değil. Bir fantezi ülke, oryantalizm deposu. Kahramanların çoğu başka yerlerden geliyor, Türkiye'ye "egzotik macera" için uğruyor. Yerel karakterler ya garson ya koruma görevlisi. Diyaloglar internetten kopyalanmış gibi yapay, hiç ağız tadı yok.
En sinir bozucu tarafı: kimse düzeltmiyor. Yapımcı ekibi yerel danışman takmıyor, ya da takarsa söz dinlenmiyor. Sonuç olarak, dünyadaki milyonlar Türkiye'yi bir sahne dekorasyonu gibi tanıyor.