Aynı çekirdeği al, Brezilya’da yetiştir, bir de Etiyopya’da; kavanozu açınca bile bambaşka kokular yükseliyor. İklim, toprak, rakım ve tabii işin içine giren işçilik, kahvenin tadını komple değiştiriyor. Mesela 2024’de Berlin’de bir kafede içtiğim Kenya kahvesinde limon ve greyfurt aroması netti. Aynı yıl İstanbul’da denediğim Kolombiya çekirdeği ise çikolata ve fındık gibi sıcak notalara kayıyordu. Kavurma derecesi de bir diğer kritik nokta: Hafif kavrumda asidite öne çıkarken, koyu kavrumda karamel ve bitter tatlar başrolde. Sonra işin suyu, demleme yöntemi var; V60’ta meyvemsi tatlar daha belirginleşirken, French press her şeyi biraz daha yuvarlatıyor. Özetle damakta patlayan o aroma farkının kökü doğadan başlıyor, fincana kadar onlarca detayla şekilleniyor.
00