İlber Ortaylı gibi bir ismin sağlık krizi geçirmesi, insanı kendi ölümlülüğü hakkında düşündürüyor. Geçtiğimiz haftalarda televizyonda onu izleyenler bilir, hala aktif bir şekilde yayınlara çıkıyordu. 78 yaşında entübeye alınmak, ne kadar da ani ve sert bir kopuş demek.
Ortaylı'nın çıktığı programlarda, hatta yazılarında da bir hızlılık, kışkırtıcılık var. Belki de o enerji, o dinmek bilmeyen konuşma tarzı, sağlığını da biraz zorlamış olabilir. Ama bu da insan doğası; bazıları yavaş yaşarken, bazıları kısa ama dolu yaşamayı seçiyor.
Türkiye'de tarih yazıcılığı kişiler üzerine kurulu. Ortaylı, o kurumların ve üniversitelerin dışında kalan birisi olarak popüler tarihe kendine has bir biçim verdi. Belki tartışmalı, belki önyargılı gözükse de, bu kadar çok insanı tarihle ilgilenmeye iten bir isim başka kimse değildir.
Şu an en önemli şey onun iyileşmesi. Ama böyle anlar, insanın ürettiği şeylerin kalıcılığını sorgulatıyor. Ortaylı'nın kitapları, çıktığı programlar kalacak; ama kendisinin yaşamı, ne yazık ki, ölümlü.