Geçen yıl Almanya’da yaşarken vergi iadesi için başvurduğumda, online sisteme girip üç tıkla halledeceğimi sanıyordum. Şubat 2025’te Elster portalına girdim, evrakları yükledim, sistem bana “Eksik belge!” diye geri döndü. Hangi belge eksik? Açık yazılmamış. Aradım, telefonda bir ses, “Ekstra kira kontratını da yüklemeniz lazım,” dedi. Yani her şey dijital diyorlar ama insan yine de bir noktada kapı kapı belge peşinde koşmak zorunda kalıyor.
Türkiye’de 2023’te çalışırken de benzer bir deneyimim oldu. E-Devlet üzerinden yapılan gelir vergisi iadesi başvurusu, son aşamada “Vergi Dairesi’ne şahsen geliniz” uyarısı verdi. Saatlerce kuyruk bekledim, memur “Eksik IBAN yazmışsınız,” dedi. Düzeltip imzalamam için tekrar sıraya girdim. Gözümle gördüm, aynı gün içinde üç kişi aynı yere ikinci kez çağrıldı. Dijitalleşme masal gibi, ama gerçekler hâlâ 90’ların memur kafası.
Karşılaştırınca, Almanya’daki bürokrasi daha sistemli ama daha soğuk ve robotik. Türkiye’de ise insani ama keyfi, yani memurun moduna bağlı. Almanya’da en azından sorunun ne olduğunu bulmak için e-posta atıp bekliyorsun, Türkiye’de ise memurla bizzat muhatap olunca iş bazen hızlanıyor, bazen de “Ben anlamam, vergi müdürü bakacak” deyip topu taca atıyorlar.
Bir de şu var: Almanya’da birkaç yüz euroyu aylarca bekliyorsun. Yatmaya yakın “Ekstra belge lazım” diye yeniden ulaşıyorlar. Türkiye’de genelde iade miktarı daha düşük ama prosedürler daha dağınık. Aradaki fark, ikisinde de insanı deli ediyor.